Sayfalar

hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ekim 2014 Salı

Kadında Cinsel Sağlık Nasıl Olmalıdır?

 Kadınlarda cinsellik olarak karşılaşılan genel sorunlar ve cinsellikte dikkat etmeleri gereken konular aşağıda listelenmiştir.
Islanma (Kayganlaşma) nedir?
•    Hazne girşi etrafında, ilişki sırasında hazne girişinin kayganlığını sağlayan salgı bezleri bulunur.
•    Cinsel uyarılma ile bu salgı bezleri çalışmaya başlarlar.
•    Erkeklerde cinsel uyarılmanın en önemli belirtisi sertleşmedir. Kadınlarda ise hazne girişinin ıslanmasıdır.
Vajinismus nedir?
•    Vajinismus, hazne çevresini saran kasların istemsiz olarak kasılması sonucu cinsel ilişkinin imkansız ya da çok ağrılı hale gelmesidir. Bu durum, sıklıkla aile ve sosyal çevre tarafından baskılayıcı cinsel yetiştirme sonucu cinselliğin kötü, yanlış bir şey olduğuna veya ilişki sırasında çok acı duyacaklarına inanan kadınların korunma dürtüsü ile hazne girişindeki kasların kasması sonucu oluşur.
•    Yapılması gereken ilk sey zorlayıcı hareketlerden kaçınmakır. Hemen telaşa kapılmamak, birkaç gün ilişkiye ara vermek, bu arada kadını rahatlatmak gerekir. Ona, yaşanacakların evli çiftler arasında doğal olduğunu, ayıp olmadığını ve bedensel olarak kendisine zarar vermeyeceğini anlatmak yararlı olabilir.
•    Eğer sonraki denemelerde de aynı sorunla karşılaşılırsa, eşlerin birlikte bir Kadın Hastalıkları ve Dogum veya Psikiyatri uzmanına başvurmaları gerekir.

Kadınlar elle doyum (Masturbasyon) yapar mı?
•    Evet. Masturbasyon, insanın kendi kendini cinsel doyuma ulaştırmasıdır.
•    Normal ve doğal bir şekilde cinsel sıkıntının atılmasında her yaştaki kadın ve erkekler için yardımcıdır.
•    Masturbasyonun kadınlara fiziksel veya duygusal bir zaran yoktur.
Kadınlarda erkeklerdeki gibi boşalma olur mu?
•    Kadınlarda da erkeklerdeki gibi orgazm olur. Ancak, sıvı boşalması olmaz.
Kadınlarda ilk ilişki mutlaka ağrılı mıdır?
•    Kızlık zarı kadınların %90'ından fazlasında nispeten ince ve esnek bir yapıdadır. Kadının kendini cinsel ilişkiye tümüyle hazır hissettiği durumlarda "ön sevişmeyle" bölgede yeterli ıslaklık sağlandığında, erkeğin de yumuşak davranması ve zorlayıcı hareketlerden kaçınması durumunda kadın kızlık zarının yırtılması esnasında ya ağrı hissetmez ya da çok az bir ağri hisseder.
Kadınlarda ilk ilişkide mutlaka kanama olur mu?
•    Çogunlukla az miktarda kanama olur, bazen hiç olmayabilir. İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, toplumumuzda ve diğer bazı toplumlarda kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu yanlıştır, zira her kadının kızlık zarı yapısı birbirinden farklıdır. Kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde özellikle de hazne giriş bölgesi yeterince ıslanmış ve kayganlaşmamışsa kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bazı kadınlarda da kızlık zarının damarlanması zayıf olduğundan zar yırtılmasına rağmen kanama gerçekleşmeyebilir.

Kızlık zarının yırtılmasına bağh kanama olursa bu ne kadar olur? Ne kadar sürer?
•    Normalde kızlık zarı bozulduğunda, kanama en geç yarım saatte durur. Kızlık zarının yırtılması esnasında oluşan yırtık bazen kızlık zarından hazne içlerine doğru genişleyebilir. Bu durum genellikle ön sevişmenin yetersiz olduğu ve kadının henüz cinsel ilişkiye hazır olmadığı zaman yapılan girişimden kaynaklanmaktadır. Çoğu durumda erkek, kadının ağrı duymasına duyarsız bir şekilde girişimi sürdürmüş ve yırtık olması gerekenden daha büyük olmuştur.
Geniş bir yırtık olduğunda ise ya hemen başlayan şiddetli bir kanama ya da ilişki bitmesine rağmen uzun bir süre devam eden kanama söz konusudur. Bu durumda bir  Kadı Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurulması gerekir. Muayene ile yırtığın yeri tespit edildikten sonra yırtık onarılarak kanama durdurulur.
Sağlığına dikkat eden bir bayan kişisel temizliği ile ilgili olarak neler yapar?
•    Mikropların kolayca üremelerini önlemek için dış üreme organlarını temiz ve kuru tutar. İç çamaşırını her gün degiştirir. Naylon yerine pamuklu iç çamaşırlarını tercih eder.
•    Haznenin kendini koruyan yapısını bozmamak için haznenin içini hicbir zaman yıkamaz.
•    Tuvalet sonrası temizlik yaparken önce üreme organını, sonra makatın temizliği yapılır. Böylece dışkıdaki mikropların hazneye ve idrar kanalına bulaşması önlenmiş olur.
Cinsel ilişki sırasında nelere dikkat edilmelidir?
•    Cinsel ilişki kadın ve erkeğin birlikte yaşadıkları en özel anlardır. Bu beraberlikten her iki tarafin da keyif alması en güzelidir. Zorlayıcı davranmamak gerekir.
•    Tam hazır olmadan (yeterli kayganlik oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır. Bu önlem, haznenin tahrişine meydan vermemek açısından çok önemlidir.
•    Özellikle ilişki sonrasında ve diğer tüm zamanlarda idrar yapma ihtiyacı ortaya çıktığında hemen yapılmalıdır. Çünki, idrar ihtiyacı ertelendiğinde mikroplar üremek için  "zaman" bulurlar. Halbuki idrar yapılması mikropların idrarla birlikte atılmasını sağlar.
Sağlığına dikkat eden bir bayan muayene için ne zaman doktora gitmelidir?
•    Düzensiz kanama, adet gecikmesi, kötü kokulu akıntı, kaşıntı gibi bir sorunu olduğunda hiç ertelemeden muayene olmalıdır.
•    Hiçbir sorunu olmasa bile yılda bir kez muayene olmalıdır. Bu alışkanlık, belirti vermeyen kanserler gibi veya geç belirti veren hastalıkların tanı ve tedavisi açısından çok önemlidir.
Adet kanaması döneminde cinsel ilişkide bulunmak dogru mudur?
•    Adet kanaması döneminde cinsel ilişki hijyenik yönden sakıncalar taşıyabilir.
            •    Kadın, kendisini bu dönemde yeterince iyi ve rahat hissetmiyorsa ilişki ertelenmelidir.

Kendi kendine meme muayenesi nedir?
•    Meme hastalıklarının erken tanısında, kadının düzenli aralıklarla kendi memesini muayene etmesi büyük önem taşır.
•    Meme muayenesi için en uygun zaman adet gören kadın için adetinin bitiminden sonraki ikinci ya da üçüncü gündür.
•    Kadın, her iki memesinin her bölgesini göğüs kafesi üzerine parmaklarıyla baskı uygulayarak kontrol eder. Sonra koltuk altları için de aynı işlemi yapar. Dikkatini çeken en küçük bir kitle varlığında vakit geçirmeden uzman bir doktora muaye olmalıdır.


17 Mart 2013 Pazar

Bahar Yorgunluğu Nasıl Engellenir?


  Bahar Yorgunluğu genel belirtileri arasında ilkbaharda bio ritm düzensizlikleri, gastrit, yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarının artması, bazı hormonların fazla salgılanması bulunmaktadır.
“Neşeli ve enerjik olunmasının da nedeni hormonlardır” diyen Baykal, şöyle konuştu:
“Bazı hormonlar karanlık ortamlarda daha fazla salgılanırken, bazı hormonlar ise insan metabolizması gereği güneş ışığında daha fazla salgılanır. Bahar aylarında insan metabolizmasında oluşan değişiklikler, beraberinde yorgunluğu da getirir. Kışın soğuk günleri yavaş yavaş yerini baharın neşesine, ılıklığına bırakırken, birçok kişide halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları ve uyku isteği gibi ortak problemler ortaya çıkar. Bunlar bahar yorgunluğu olarak değerlendirilir.”
Bahar yorgunluğuna bağlı olarak kalp ve romatizma hastalarındaki yakınmaların arttığını vurgulayan Baykal, önlem alınmaması durumunda yakınmaların kronik yorgunluğa dönüşebileceğini ifade etti.

 BOL SEBZE VE MEYVE TÜKETİLMELİ
  Prof. Dr. Yavuz Baykal, vitamin ve mineral eksikliği, hareketsizlik, yüksek tansiyon, kansızlık, gürültü ve stresli iş ortamının yorgunluğu tetiklediğini dile getirerek, yorgunlukla mücadele için bol sebze ve meyve tüketilmesi gerektiğini anlattı.
Sebze ve meyvelerin bağışıklık sistemini güçlendirmesi, vitamin ve mineral ihtiyaçlarının karşılanması açısından önemli olduğunu kaydeden Baykal, sözlerini şöyle tamamladı:
“Özellikle koyu yeşil, sarı, turuncu, kırmızı ve mor renkli sebze ve meyveler tercih edilmelidir. Ispanak, karalahana, brokoli, pazı, Brüksel lahanası, turp, şalgam, pancar, kereviz, domates, havuç, limon, kuşburnu, elma, kivi, portakal ve mandalina bol tüketilmelidir. Mevsimin özelliğini taşıyan sebze ve meyveler tercih edilmelidir. Geceleri ağır ve yağlı yemek yememeye özen gösterilmelidir. Kahve, çay, soğuk meşrubatlar, kakao ve benzerleri gibi kafeinli içecekler azaltılmalıdır.
Kahve yerine rahatlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitki çayları tercih edilebilir. Her gün 10-12 bardak su tüketimine özen gösterilmeli. Beslenmenin yanı sıra, uyku düzeni, spor ve psikolojik faktörlere de dikkat edilmesi gerekiyor.”

8 Ağustos 2012 Çarşamba

İshal Durumunda Yapılması Gerekenler ve Beslenme


 İshali olan kişilerin posasız ve yağsız besinleri tüketmesi gerekir. Kişisel temizliğe dikkat etmek, sebze ve meyveleri tüketmeden önce mutlaka bol su ile yıkamak alınacak önlemler arasında gelir
 Yaz ishallerinde sıklıkla karşılaşılan durum hava sıcaklığı yüzünden bakterilerin hızla çoğalarak su veya besini kirletmesidir. Genelde kirlenmiş suların içilmesi veya bu sularla yıkanmış meyve ve sebzelerin yenilmesi yaz ishallerinin başlangıcını oluşturur. Özellikle durgun sularda, kanalizasyonun karıştığı sularda, iyi ilaçlanmamış içme ve kullanma sularında mikroplar uzun süre yaşayarak, çoğalır. Bu suların içilmesi veya böyle sularla bulaşıkların yıkanması risklidir. Diğer taraftan pişirildikten sonra buzdolabına konmayı unutulmuş yemekler, çiğ sebzelerle hazırlanmış iyi yıkanmamış salatalar ve meyvelerin tüketilmesi sonucu da ishal yapan mikroplar, ağız yoluyla alınarak insanların bağırsaklarına ulaşır.

İshal, dışkının sıklığında, miktarında ve hacminde artma olarak tanımlanabilir. Günde üç veya daha fazla sulu dışkılama ishal kabul edilir. İshal durumunda bağırsak hareketleri artar, normal süreden daha kısa aralıklarla dışkılama meydana gelir, dışkı şekilsiz, yumuşak ve sulu bir görünümde olur.
Su kaybının sonuçları
İshal döneminde vücuttan aşırı su ve elektrolit kaybı olacağı için kişide dehidratasyon (vücudun susuz kalması), deri tonusunda azalma, ani kilo kaybı, halsizlik, kansızlık, kalp ritm bozuklukları, böbrek yetmezliği, şuur bozuklukları, karın ağrısı, karında burkulma, iştahsızlık, iltihabi durumlarda bu bulgulara ek olarak ateş ortaya çıkar. Ayrıca cildin soluk bir renk alması ve kuruması, göz çukurlarının belirginleşmesi su kaybının sonuçları arasındadır.
Genel olarak mikrobik kaynaklı ishaller için ilaç tedavisi gerekmektedir. 24 saatten fazla süren ishallerde en yakın sağlık merkezine başvurulması gerekmektedir. Sıvı ve elektrolit kaybının az olduğu durumlarda, hastaya ishal için uygun bir diyet verilerek tedavisi yapılır.  Ancak aşırı su ve elektrolit kaybı varsa ya da ağır dizanteri halleri, kolera şüphesi olanlar varsa mutlaka hastaneye yatırılmalı ve kaybedilen su ve elektrolitlerin yerine konması amacıyla serum verilmelidir, daha sonra ishale neden olan ilaçlar saptanıp uygun ilaç ve diyet tedavisi yapılır.
İshal diyetinin temel amaçları
* Bireyin kaybettiği su ve elektrolitin yerine konması
* Bireyin enerji ve besin öğeleri gereksinimlerinin karşılanması
* Bağırsakların çalışma hızını artıran posalı besinlerin azaltılması
* İshali olan kişilerin posasız ve yağsız besinleri tüketmesi gerekmektedir. Posa içeriği yüksek çiğ sebze ve meyveler, kuru baklagiller, tam tahıl ürünlerinden bu dönemde uzak durulmalıdır. Ayrıca kuruyemişler, şeker ve şekerli yiyecekler, çikolata, yağlı yiyeceklerden (kızartmalar, mayonez, tereyağ, kaymak vb) kaçınılmalıdır. Bu dönemde kızartma yerine haşlama ve fırında pişirme yöntemleri uygulanmalıdır. Acılı ve fazla baharatlı besin tüketilmemelidir. Sucuk, salam, pastırma gibi şarküteri ürünlerinden kaçınılmalıdır.
* Yağsız makarna ve pirinç pilavı, pirinç lapası, yayla çorba, yağsız beyaz peynir, yoğurt, kabuksuz elma, muz, şeftali, havuç, haşlanmış patates-patates püresi, haşlanmış yağsız et ve tavuk, yağsız ızgara köfte tüketilebilir. Ayrıca tuzlu ayran, taze sıkılmış meyve suları (elma, şeftali, kızılcık v.b.), açık çay ve bol bol temiz- güvenilir su içilebilir.
* Hastalık boyunca evde istirahat edilmelidir.
İSHAL DURUMUNDA UYGULANABİLECEK ÖRNEK LİSTE
Gün boyunca bol su içilmesi önemlidir
KAHVALTI:
Şekersiz çay (şeker bakteri üremesini artırır)
1 -2 dilim az yağlı beyaz peynir (yağ bulantıya sebep olabilir ve dışkılamayı artırabilir)
1-2 dilim beyaz ekmek

KUŞLUK:
1-2 bardak tuzlu ayran
1 porsiyon meyve (elma, muz veya şeftali-kabuksuz olmalıdır)

ÖĞLEN:
Haşlanmış veya fırınlanmış et (yaklaşık 3 -4 köfte kadar-120g)
1 tabak pirinç pilavı veya makarna (az yağlı)
1 kase yoğurt (200g-az yağlı)
1- 2 dilim ekmek

İKİNDİ :
1-2 bardak tuzlu ayran
1 adet galeta ve   yağsız peynir

AKŞAM :
1 kase yoğurtlu   pirinç çorbası
1 tabak yağsız patates püre
1 kase yoğurt
1 -2 dilim ekmek

GECE :
1-2 porsiyon meyve

İshallerin önüne geçilebilmesi için;
1- Kişisel temizliğe dikkat edilmeli, Eller daima temiz tutulmalıdır. Dizanteri mikrobunun el üstünde 5 -10 dk tırnak içinde 45 dk yaşadığını unutmamak gerekir.
2- Güvenilir olduğu şüpheli sular tüketilmemelidir. Ya da sular kaynatılarak içilmelidir.
3- Kullanılan ve içilen suların klorlama işlemi düzenli olarak yapılmalıdır.
4- Sebze ve meyveler tüketilmeden önce mutlaka iyice bol su ile yıkanmalıdır.
5- Süt, yoğurt ve peynir alırken ambalajlı olanlar tercih edilmelidir. Açık süt, yoğurt ve peynir satın alınmamalıdır.
6- Alınan besinlerin üretim ve son kullanma tarihleri mutlaka kontrol edilmelidir.
7- Besinlerin üreticiden tüketiciye kadar ulaşmasında geçen her safha denetlenmelidir çünkü soğuk zinciri kırılırsa mikroplar hızla üremeye başlar.
8- Süt, yoğurt, yumurta, kıymalı yiyecekler, et, yağ vb. buzdolabında saklanmalıdır.
9- Sütlaç, kazandibi, muhallebi, dondurma gibi sütlü tatlılar da hazırlandıktan sonra soğutucuda bekletilmelidir aksi takdirde tehlikeli olabilecek besinler arasındadırlar.
10- Çiğ veya az pişmiş etler tüketilmemelidir. Çünkü iç sıcaklıkları zararlı mikropların ölmesini sağlayacak kadar yükselmeyen köfteler ile havasız ortamda mikropların üreme riskinin artması nedeniyle bütün olarak kızartılan tavuklar risk oluşturmaktadır.
11- Güvenilir bulunmayan ve mutfağı bilinmeyen yerlerden yemek yenilmemelidir.
12- Özellikle yaz aylarında çok yağlı yiyecekler yerine taze meyve, sebze, yoğurt, beyaz et vb. beslenmeye özen gösterilmelidir.
13- Sineklerin yaz aylarında ortaya çıkması ve çöplerden yiyeceklere mikrop taşıması nedeniyle ilaçlama yapılmalıdır.
14- Tüm bunların yanında ishalin alerjik etkenlere, hava ve iklim değişikliklerine, aşırı yorgunluk ve gerginliğe bağlı olarak da gelişebildiği unutulmamalıdır.

7 Ağustos 2012 Salı

Reflü Hastaları Dikkat


Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ömer Faruk Yolcu, "Ramazanda sahura kalkmak sadece reflü hastaları için değil sağlıklı olan herkes için de önemli. Ancak reflü hastalarının mutlaka sahura kalkması ve gerekli ilaçlarını da alarak oruca niyetlenmesi gerekir." dedi.


"Reflü, mide içindeki asitli sıvının mide içeriğinin mideden yemek borusu boyunca yukarı doğru kaçmasıdır." diyen Dr. Yolcu, mide yanması, ağza acı su gelmesi, kronik öksürük, yutma güçlüğü, boğazda takılma hissi, ses sorunları gibi rahatsızlıkların bu hastalığın birer sonucu olduğunu belirtti. Reflü hastalarının kısa aralıklarla az ve hafif yemekler yemesi gerektiğini dile getiren Dr. Yolcu, reflü hastalığı olanların midelerini çok doldurmamaları, akşam yemeği ile yatma arasındaki süreyi uzun tutmaları, dolu mide ile yatağa girmemeleri gerektiğinin altını çizdi.

Reflü hastalarının kendilerine dokunan yağlı gıdalar, acılı baharatlı yiyecekler, soğan sarımsak, domates, salça, soslar ve ketçaplar, hazır meyve suları, gazlı kolalı içecekler, çikolata ve kafein içeren içeceklerden uzak durmasını tavsiye eden Dr. Ömer Faruk Yolcu, rahat bir oruç tutabilmeleri için de bu kimselerin mutlaka sahura kalkmaları gerektiğinin altını çizdi.

Sahur esnasında hızlı yenen yemek ve ardından uykuya devam etmek reflü hastaları için sakıncalı olduğu konusunda uyarıda bulunan Dr. Yolcu, "Yine sahur sırasında bol su içmek, mideyi fazla şişirmek, yatağa yatıldığında reflü oluşmasını kolaylaştıracaktır. Sahur yemeği sonrası hemen yatmak veya uzanmak yerine sırtı dik bir koltukta 2 saat kadar uyunabilir veya istirahat edilebilir." dedi.

İLAÇLARI YATMADAN ÖNCE ALIN

İftar sırasında tüm günün açlığı ile midenin aşırı doldurulması ile bütün gün hafif çalışan mideye, birden ağır bir yük bineceğini dile getiren Dr. Yolcu, "Yemeği takiben uzanmamak mümkün olduğunca iftar sonrası 2 saate yaymak, hızla büyük miktarlar tüketmemek, sonra da yemekten sonra mümkün olduğunca geç yatmak gerekir." diye konuştu.

Hekim tarafından verilmiş, mide koruyucu ilaç kullananların özellikle 24 saat etkili olanları kullanmasını tavsiye eden Dr. Yolcu şöyle konuştu:

"Ramazan sürecinde bu ilaçları gece yatmadan önce almak gerekir. Yemek sonrası ağır tatlılardan, kahve ve gazlı içeceklerden kaçınmak gerekir. Açık çay veya bitki çayları içmek midenin boşalmasını hızlandırabilir. Yemeklerde sürekli hafif şeyler yemek, yağlı ağır yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Süt, yoğurt ve peynirlerin en yağsız çeşitlerini tüketmek gerekir. Ciddi reflü şikayeti olan, mide ya da bağırsakların ağır iltihabi bir hastalığı, aktif ülser hastalığı ya da karaciğerle ilgili önemli bir sorunu bulunan kişilerin oruç tutma konusunda hekimlerine danışmaları önemle önerilir. Ramazan ayı içinde oruç tutma niyetindeki hastaların ellerinden geldiğince bu prensiplere uyması aldıkları tıbbi riski azaltacaktır."

Oruç Tutmayı Zorlaştıran Hastalıklar


 Acıbadem Bakırköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, ramazan ayında hekime sorulmadan oruç tutulmaması gereken başlıca 7 hastalığın reflü, ülser, karaciğer, karın ağrısı, kabızlık, safra kesesi ve pankreas olduğunu bildirdi. Saruç, yaptığı yazılı açıklamada, ramazanda 15-16 saatlik açlık süresinin sağlıklı kişileri bile zorladığını söyledi. Birtakım hastalıkları olan kişilerin dikkatli olması gerektiğini ifade eden Saruç, “Ramazan ayında hekime sorulmadan oruç tutulmaması gereken başlıca 7 hastalık reflü, ülser, karaciğer, karın ağrısı, kabızlık, safra kesesi ve pankreastır” dedi.


"REFLÜSÜ OLANLAR SAHURDAN HEMEN SONRA YATMASIN"

Uzun süren açlık sonrası, dikkatsizce yüksek kalorili ve fazla miktarda yiyecek tüketilmesinin reflüyü artıran en önemli neden olduğunu belirten Saruç, reflü hastalarının sahurda yemek yedikten hemen sonra yatmaması tavsiyesinde bulundu.

Saruç, yatar pozisyonda iken yiyeceklerin mideden yemek borusuna geri gelmesinin kolaylaştığını, bunun da şiddetli reflü şikayetlerinin oluşmasına yol açtığını ifade etti. Prof. Dr. Murat Saruç, ayrıca iftarda yüksek kalorili ve yağlı yiyeceklerden kaçınılması, iftardan 3 saat sonrasına küçük bir öğün eklenmesi, sigara ve alkol alınmaması, çikolata, kahve, biberli, yağlı baharatlı yiyeceklerden uzak durulması, ramazan süresince kilo alınmaması, sıkı giysiler giyilmemesi ve yatak başının yükseltilmesi gerektiğine dikkati çekti.

GASTRİT VE ÜLSERİ OLANLAR DOKTORA SORMADAN ASPİRİN ALMASIN

Midesiyle ilgili sık şikayeti olan kişilerin ramazan ayı öncesi doktorlarıyla birlikte oruç için hazırlanmaları ve gerekli önlemleri almaları gerektiğini vurgulayan Saruç, bu hastaların dengeli beslenmeye, gerekli tüm besin öğelerinden az miktarlarda yemeye ve iftar ile sahur arasına küçük bir ara öğün sıkıştırmaya dikkat etmeleri gerektiğini anlattı.

Ramazan ayı süresince ağrı kesicilerin ve aspirin kullanımına da özen gösterilmesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Saruç, mide için oldukça zararlı olan bu ilaçların doktor önerisi olmadan kullanımının, oruç sırasında tehlikeli kanama ve mide delinmelerine neden olabileceğini belirtti.

RAMAZANDA KARACİĞER YAĞLANMASINA DİKKAT EDİLMELİ

Murat Saruç, ramazan ayı süresince uzun süre aç kalınmasına rağmen iftar ve sahurda yenilen yüksek kalorili hamur işleri ve tatlılar nedeniyle kilo kontrolünün zorlaştığını ifade etti.

Bu kısa süre içinde vücut ağırlığında ortaya çıkan artışın karaciğerde yağlanmaya yol açtığını kaydeden Saruç, özellikle kronik karaciğer hastalığı (hepatit) olan kişilerin oruç tutmaya başlamadan önce doktor kontrolünden geçmesi ve gerekli önerileri alması gerektiğini vurguladı.

Saruç, iftar ve sahurda dengeli ve ölçülü miktarlarda beslenmenin önemine dikkati çekti. Alkol tüketiminin de ramazan ayında azaldığını ifade eden Saruç, alkole bağlı karaciğer, pankreas hastalıkları bulunan alkol bağımlısı kişilere ramazan ayında sağlanacak destek ile alkolden uzaklaşmalarının sağlanabileceğini kaydetti.

UZUN SÜRE AÇLIK, SAFRA KESESİNDE YENİ TAŞ OLUŞUMUNA NEDEN OLUYOR

Uzun süre açlık sırasında safra kesesi içinde kalan safranın koyulaşması ve akışkanlığının azalmasıyla yeni taşların oluşumunun arttığını belirten Prof. Dr. Saruç, iftarda yenilen çok miktardaki besinden sonra şiddetli karın ağrıları ve akut kolesistit denilen safra kesesi iltihaplarının ortaya çıkabildiğini, bu gibi durumlarda zaman kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini ifade etti.

PANKREAS HASTALARI DOKTORA DANIŞMADAN ORUÇ TUTMASIN

Saruç, safra kesesinde oluşan taşların safra kanalına düşmesinin pankreasta iltihaba neden olarak istenmeyen durumlara yol açabildiğini belirterek, doktor izni olmadan kronik pankreatit hastalarının oruç tutmaması, tutacakların ise önerilere sıkı sıkıya bağlı kalması gerektiğinin altını çizdi.

Ramazan süresince ev dışında daha sık yemek yendiği için besin zehirlenmeleri, parazit ve enfeksiyon hastalıklarının da arttığına da işaret eden Saruç, safra kesesi, pankreas hastalıklarında da özellikle yağlı beslenme sonrasında karın ağrısının ortaya çıkabildiğini belirtti.

HAZIMSIZLIĞA KARŞI BOL SU

Prof. Dr. Saruç, kabızlığın, posası az ve yüksek kalorili yemek tüketme nedeniyle ortaya çıktığını vurgulayarak, yiyecekler dengeli olarak seçildiği, yeterince çiğ sebze, meyve tüketildiği, unlu gıdaların kepek içermelerine özen gösterildiği ve yeterli miktarda su içildiği takdirde düzenli bağırsak alışkanlıklarını sürdürmenin zor olmayacağını belirtti.

Kansızlık Belirtileri ve Tedavisi


  Kansızlık birçok nedenlerden meydana gelen bir durumdur Belirtileri genellikle aynıdır ama hastalığın ve kansızlık derecesine göre değişir Yorgunluk, zayıflık, baş dönmesi kulak çınlaması, gözlerde le­keler solgunluk ve baş ağrıları en çok görülen belirtilerdir. Eğer kanama ilerlemişse nefes darlığı, nabzın süratlenmesi, zayıfla­ması ve nihayet koma hali görülür.
  

Kansızlık Belirtileri Nelerdir?
   İnsanların vücudunda bulunan organların dokuların sürekli oksijene ihtiyacı vardır. Kanda bulunan alyuvar sayısının ya da alyuvardaki oksijen taşıyan hemoglobin molekülünün azalması halinde kansızlık ortaya çıkar. Böylelikle dokulara olması gereken ölçüde oksijen gidemez. Kansızlık sorunu bazen kötü sonuçlar ortaya çıkarabilir.
Vücutta kan kaybının çok olması halinde ya da alyuvar yapımının azalması ve yıkımının artışına neden olan bir durum ortaya çıkması durumunda anemi oluşur. Alyuvarların ana maddesi Hemoglobindir ve oksijen taşır. Hemoglobin miktarının yetersiz kalması ya da yapısında bir bozukluk olduğundan yapması gerekeni yapamaması halinde anemi meydana gelir.
Aneminin çok fazla çeşidi vardır ama büyük bir kısmı da fazla görülmez. Hemoglobin konsantrasyonunun erkekler için 14gr/dl'nin kadınlar için ise 12gr/dl'nin altına inmesi anemi olarak kabul edilir.
Belirtiler
• Tırnak dibindeki etlerin göz kapaklarının içinin dişetlerinin ve de avuç içinde bulunan çizgilernin renksiz olması
• Vücut renginin olması gerekenden daha renksiz olması ya da dudakların mor bir renk alması
• Vücut direncinin az olması ve kendini sürekli yorgun hissetmesi
• Efor sarfedilen işler yapıldığında çarpıntı olması ve nefes darlığı çekme
• Kulaklarda sürekli çınlama ve uğultu oluşumu
• Uyuşma ve karıncalanma hissini en çok da bacaklarda duyma
• Beslenirken yutmakta zorluk çekmek
• Tırnakların görünüşünde farklılıklar olması
• Kadınlarda regli düzensizlikleri
• Bacaklarda sık sık açık yaraların meydana gelmesi
• Dalak da büyüme olması
• Kalp atışlarında düzensizlik olması ve kalp sesinin değişiklik göstermesi

Kansız Kişilerde Görülebilecek Belirtileri
Yorgunluk, halsizlik,
Baş dönmesi,
Çabuk yorulma,
Solukluk,
Çalışma kapasitesinde azalma,
İştahsızlık, bazen bulantı,
Çarpıntı,
Nefes darlığı,
Üşüme hissi,
Saçlarda dökülme,
Konsantrasyon bozukluğudur.


Kansızlık Oluşumunun Etkileri
Kan Kaybı Olması
• Kan damarlarının birinin bir şekilde zarar görmesi
• Vücudun herhangi bir organında ya da başka bir yerinde sık sık kanama olması
Alyuvarların Yetersiz Olması
• Alinmasi gereken gıdaların alınmaması halinde oluşan vitamin eksikliği (vitamin B12 vitamin C folik asitdemir)
• Lösemi tumor ya da radyasyon gibi nedenlerle kemik iliğinin zarar görmesi
• Kemoterapi ilaçları gibi ilaçlar kullanımıyla kemik iliğini baskıya almak
• Kalıtsal bozukluklar
• Endokrin bozukluklar (örn; tiroid veya böbrek yetmezliği)
Alyuvarların Yüksek Miktarda Yıkıma Uğraması
Alyuvara bağlı olmayan nedenler;
• Bağ dokusu hastalıkları
• Vücuda zararlı mikropların girmesi
• Nedeni anlaşılamayan anomaliler
• Dalak anomalisi
• Fiziksel ve kimyasal oluşumlar
• Tümörün ortaya çıkması
Alyuvarın neden oldukları;
• Yetersiz enzim
• Genetik sorunlar
• Hemoglobin yapısındaki bozukluklar
• Alyuvar hücre zarında anormallikler
• Globin ve hern de anormallikler.

Hemoglobinin ana maddesi demirdir. Demir eksikliği anemisi en çok görülen anemi türüdür. Bunun oluşumunun sebepleri ise şöyle sıralanabilir:

• Besin alımında gerektiği kadar demir alınmaması.
• Barsaklarda demir emiliminin bozulması (örn; geçirilmiş mide-barsak ameliyatları sonucu)
• Kan kaybı (kadınlarda ağır geçen regli vb. gibi}
• Demir ihtiyacının artması (özellikle büyüme çağındaki çocuklarda gebelerde emziren annelerde adet görmeye başlayan kız çocuklarında)
Teşhis
Hastalığınızın anemi olduğu belirlendiyse bunun hangi çeşit anemi olduğu ve nedeni araştırılmalıdır. Kan testleri yaptırdığınızda aneminin sebebinin kan bozukluğundan mı ya da başka sebeplerden dolayı mı oluştuğunu öğrenebilirsiniz.
Tedavi
Aneminin sebebi demir eksikliği ise; vücudun neden sürekli kan kaybettiği incelenmelidir. Kanama olabilecek bütün yerler kontrol edilmeli ve gizli bir kanama olup olmadığı konusunda araştırmalar yapılmalıdır.
• Kan kaybı söz konusuysa nedeni belirlenerek tedavi yapılır.
• Demir emilim kusuru sindirim sisteminde bir bozukluk yoksa ve ağızdan alınan demire karşı bir sorun yoksa demir tabletler verilir.
• Demir tabletler ağızdan alınamıyorsa demir enjekte edilir.
Vitamin B12 ve Folik asit eksikliğine bağlı anemi görüldüğünde ise eksikliği gidermek için doktorunuz istediği şekilde takviye yapar.