Sayfalar

oruç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oruç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2012 Salı

Reflü Hastaları Dikkat


Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ömer Faruk Yolcu, "Ramazanda sahura kalkmak sadece reflü hastaları için değil sağlıklı olan herkes için de önemli. Ancak reflü hastalarının mutlaka sahura kalkması ve gerekli ilaçlarını da alarak oruca niyetlenmesi gerekir." dedi.


"Reflü, mide içindeki asitli sıvının mide içeriğinin mideden yemek borusu boyunca yukarı doğru kaçmasıdır." diyen Dr. Yolcu, mide yanması, ağza acı su gelmesi, kronik öksürük, yutma güçlüğü, boğazda takılma hissi, ses sorunları gibi rahatsızlıkların bu hastalığın birer sonucu olduğunu belirtti. Reflü hastalarının kısa aralıklarla az ve hafif yemekler yemesi gerektiğini dile getiren Dr. Yolcu, reflü hastalığı olanların midelerini çok doldurmamaları, akşam yemeği ile yatma arasındaki süreyi uzun tutmaları, dolu mide ile yatağa girmemeleri gerektiğinin altını çizdi.

Reflü hastalarının kendilerine dokunan yağlı gıdalar, acılı baharatlı yiyecekler, soğan sarımsak, domates, salça, soslar ve ketçaplar, hazır meyve suları, gazlı kolalı içecekler, çikolata ve kafein içeren içeceklerden uzak durmasını tavsiye eden Dr. Ömer Faruk Yolcu, rahat bir oruç tutabilmeleri için de bu kimselerin mutlaka sahura kalkmaları gerektiğinin altını çizdi.

Sahur esnasında hızlı yenen yemek ve ardından uykuya devam etmek reflü hastaları için sakıncalı olduğu konusunda uyarıda bulunan Dr. Yolcu, "Yine sahur sırasında bol su içmek, mideyi fazla şişirmek, yatağa yatıldığında reflü oluşmasını kolaylaştıracaktır. Sahur yemeği sonrası hemen yatmak veya uzanmak yerine sırtı dik bir koltukta 2 saat kadar uyunabilir veya istirahat edilebilir." dedi.

İLAÇLARI YATMADAN ÖNCE ALIN

İftar sırasında tüm günün açlığı ile midenin aşırı doldurulması ile bütün gün hafif çalışan mideye, birden ağır bir yük bineceğini dile getiren Dr. Yolcu, "Yemeği takiben uzanmamak mümkün olduğunca iftar sonrası 2 saate yaymak, hızla büyük miktarlar tüketmemek, sonra da yemekten sonra mümkün olduğunca geç yatmak gerekir." diye konuştu.

Hekim tarafından verilmiş, mide koruyucu ilaç kullananların özellikle 24 saat etkili olanları kullanmasını tavsiye eden Dr. Yolcu şöyle konuştu:

"Ramazan sürecinde bu ilaçları gece yatmadan önce almak gerekir. Yemek sonrası ağır tatlılardan, kahve ve gazlı içeceklerden kaçınmak gerekir. Açık çay veya bitki çayları içmek midenin boşalmasını hızlandırabilir. Yemeklerde sürekli hafif şeyler yemek, yağlı ağır yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Süt, yoğurt ve peynirlerin en yağsız çeşitlerini tüketmek gerekir. Ciddi reflü şikayeti olan, mide ya da bağırsakların ağır iltihabi bir hastalığı, aktif ülser hastalığı ya da karaciğerle ilgili önemli bir sorunu bulunan kişilerin oruç tutma konusunda hekimlerine danışmaları önemle önerilir. Ramazan ayı içinde oruç tutma niyetindeki hastaların ellerinden geldiğince bu prensiplere uyması aldıkları tıbbi riski azaltacaktır."

Oruç Tutmayı Zorlaştıran Hastalıklar


 Acıbadem Bakırköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, ramazan ayında hekime sorulmadan oruç tutulmaması gereken başlıca 7 hastalığın reflü, ülser, karaciğer, karın ağrısı, kabızlık, safra kesesi ve pankreas olduğunu bildirdi. Saruç, yaptığı yazılı açıklamada, ramazanda 15-16 saatlik açlık süresinin sağlıklı kişileri bile zorladığını söyledi. Birtakım hastalıkları olan kişilerin dikkatli olması gerektiğini ifade eden Saruç, “Ramazan ayında hekime sorulmadan oruç tutulmaması gereken başlıca 7 hastalık reflü, ülser, karaciğer, karın ağrısı, kabızlık, safra kesesi ve pankreastır” dedi.


"REFLÜSÜ OLANLAR SAHURDAN HEMEN SONRA YATMASIN"

Uzun süren açlık sonrası, dikkatsizce yüksek kalorili ve fazla miktarda yiyecek tüketilmesinin reflüyü artıran en önemli neden olduğunu belirten Saruç, reflü hastalarının sahurda yemek yedikten hemen sonra yatmaması tavsiyesinde bulundu.

Saruç, yatar pozisyonda iken yiyeceklerin mideden yemek borusuna geri gelmesinin kolaylaştığını, bunun da şiddetli reflü şikayetlerinin oluşmasına yol açtığını ifade etti. Prof. Dr. Murat Saruç, ayrıca iftarda yüksek kalorili ve yağlı yiyeceklerden kaçınılması, iftardan 3 saat sonrasına küçük bir öğün eklenmesi, sigara ve alkol alınmaması, çikolata, kahve, biberli, yağlı baharatlı yiyeceklerden uzak durulması, ramazan süresince kilo alınmaması, sıkı giysiler giyilmemesi ve yatak başının yükseltilmesi gerektiğine dikkati çekti.

GASTRİT VE ÜLSERİ OLANLAR DOKTORA SORMADAN ASPİRİN ALMASIN

Midesiyle ilgili sık şikayeti olan kişilerin ramazan ayı öncesi doktorlarıyla birlikte oruç için hazırlanmaları ve gerekli önlemleri almaları gerektiğini vurgulayan Saruç, bu hastaların dengeli beslenmeye, gerekli tüm besin öğelerinden az miktarlarda yemeye ve iftar ile sahur arasına küçük bir ara öğün sıkıştırmaya dikkat etmeleri gerektiğini anlattı.

Ramazan ayı süresince ağrı kesicilerin ve aspirin kullanımına da özen gösterilmesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Saruç, mide için oldukça zararlı olan bu ilaçların doktor önerisi olmadan kullanımının, oruç sırasında tehlikeli kanama ve mide delinmelerine neden olabileceğini belirtti.

RAMAZANDA KARACİĞER YAĞLANMASINA DİKKAT EDİLMELİ

Murat Saruç, ramazan ayı süresince uzun süre aç kalınmasına rağmen iftar ve sahurda yenilen yüksek kalorili hamur işleri ve tatlılar nedeniyle kilo kontrolünün zorlaştığını ifade etti.

Bu kısa süre içinde vücut ağırlığında ortaya çıkan artışın karaciğerde yağlanmaya yol açtığını kaydeden Saruç, özellikle kronik karaciğer hastalığı (hepatit) olan kişilerin oruç tutmaya başlamadan önce doktor kontrolünden geçmesi ve gerekli önerileri alması gerektiğini vurguladı.

Saruç, iftar ve sahurda dengeli ve ölçülü miktarlarda beslenmenin önemine dikkati çekti. Alkol tüketiminin de ramazan ayında azaldığını ifade eden Saruç, alkole bağlı karaciğer, pankreas hastalıkları bulunan alkol bağımlısı kişilere ramazan ayında sağlanacak destek ile alkolden uzaklaşmalarının sağlanabileceğini kaydetti.

UZUN SÜRE AÇLIK, SAFRA KESESİNDE YENİ TAŞ OLUŞUMUNA NEDEN OLUYOR

Uzun süre açlık sırasında safra kesesi içinde kalan safranın koyulaşması ve akışkanlığının azalmasıyla yeni taşların oluşumunun arttığını belirten Prof. Dr. Saruç, iftarda yenilen çok miktardaki besinden sonra şiddetli karın ağrıları ve akut kolesistit denilen safra kesesi iltihaplarının ortaya çıkabildiğini, bu gibi durumlarda zaman kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini ifade etti.

PANKREAS HASTALARI DOKTORA DANIŞMADAN ORUÇ TUTMASIN

Saruç, safra kesesinde oluşan taşların safra kanalına düşmesinin pankreasta iltihaba neden olarak istenmeyen durumlara yol açabildiğini belirterek, doktor izni olmadan kronik pankreatit hastalarının oruç tutmaması, tutacakların ise önerilere sıkı sıkıya bağlı kalması gerektiğinin altını çizdi.

Ramazan süresince ev dışında daha sık yemek yendiği için besin zehirlenmeleri, parazit ve enfeksiyon hastalıklarının da arttığına da işaret eden Saruç, safra kesesi, pankreas hastalıklarında da özellikle yağlı beslenme sonrasında karın ağrısının ortaya çıkabildiğini belirtti.

HAZIMSIZLIĞA KARŞI BOL SU

Prof. Dr. Saruç, kabızlığın, posası az ve yüksek kalorili yemek tüketme nedeniyle ortaya çıktığını vurgulayarak, yiyecekler dengeli olarak seçildiği, yeterince çiğ sebze, meyve tüketildiği, unlu gıdaların kepek içermelerine özen gösterildiği ve yeterli miktarda su içildiği takdirde düzenli bağırsak alışkanlıklarını sürdürmenin zor olmayacağını belirtti.

Şeker Hastalarının Dikkat Etmesi Gereken Durumlar



Şeker hastalarının gün içinde az ve sık yemek yemeleri, kan şekeri düzeylerini belirli bir seviyede tutabilmeleri için büyük önem taşıyor. Ancak günlerin uzun olduğu yaz mevsiminde tutulan oruç nedeniyle uzun süreli açlık, kan şekeri seviyesinin tehlikeli sınırlara düşmesine neden olarak, “Hipoglisemi” ataklarına yol açabiliyor. Şeker hastalığının başlangıç aşamasında olan ve şeker düşüklüğüne neden olmayan ilaç kullanan hastalar, doktorlarından onay alarak oruç tutabilir.


Memorial Antalya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, kan şekeri düşüklüğü “Hipoglisemi” hakkında bilgi verdi ve oruç tutan şeker hastalarına önerilerde bulundu.

UZUN SÜRELİ AÇLIK HİPOGLİSEMİ’Yİ TETİKLER

Kan şekeri düşüklüğü yani “Hipoglisemi”, bulanık görme, baş ağrısı, baş dönmesi, terleme ve baygınlık hissi gibi belirtilerle kendini gösteren önemli bir sağlık sorunudur. Hipoglisemi, uygun müdahale yapılmadığı durumlarda bilinç kaybına neden olabilir. Şeker hastalarında sıklıkla karşılaşılan bir sorun olan Hipoglisemi’yi tetikleyen etkenler ise; uzun süreli açlık, insülin ve bazı şeker ilaçlarının dozunun gereğinden fazla yapılması ve aşırı egzersizdir.

HİPOGLİSEMİ YAŞAMI TEHDİT EDEBİLİR

Sağlıklı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü vücut tarafından normal seviyelere çıkarılabilirken, şeker hastalarında bu durum bilinç kaybolması gibi hayatı tehdit edebilen ciddi sonuçlara yol açabilir. Şeker hastalarının oruç tutması doktorunun onayı ve hastalığının durumuna bağlıdır. Özellikle şeker düşürücü bazı grup ilaçlar ve insülin kullanan hastaların oruç tutması sakıncalıdır.

ORUÇ TUTUYORSANIZ BU ÖNERİLERİ DİKKATE ALIN!

Oruç tutabilecek grupta yer alan şeker hastaları ile sağlıklı kişilerin Ramazan ayında herhangi bir sağlık sorunu yaşamamaları için dikkat etmesi gereken önemli noktalar şu şekilde sıralanmaktadır: Şeker hastalığının başlangıç aşamasında olan; günde yalnızca bir tek ve şeker düşüklüğüne neden olmayan ilaç kullanan hastaların oruç tutması, doktorlarından da onay alınarak mümkün olabilir. Ancak özellikle şekeri düşürücü bazı grup ilaçları ve insülin kullanan hastaların oruç tutmaları sakıncalıdır.

Şeker hastalarının kan şekeri seyrinde küçük dalgalanmalar olmalıdır. Oruç tutmanın getirdiği uzun süren açlık sonrasında iftarda çok hızlı yemek yemek kan şekerini birden ve hızlı bir şekilde yükselteceğinden, zararlıdır. Bu nedenle iftarda zamana yayarak yemek yenmeli, iftara çorba ile başlanmalı, çorbadan sonra yemeye ara verilmelidir. Sulu sebze yemekleri tercih edilmeli ve aşırı ekmek tüketilmemelidir.

Sahurda ağır, vücudu zorlayacak yiyecekler tüketilmemelidir. Kahvaltılıklar tercih edilmelidir.

Oruç nedeniyle oluşan sıvı kaybı, şeker hastalarında sıklıkla görülen yüksek tansiyon için kullanılan ilaçlar ile birlikte vücutta sıvı ve bazı önemli minerallerin eksikliğine yol açabilmektedir. İftardan sahura kadar geçen süre içinde sıvı tüketimi iyi ayarlanmalıdır. Vücudun sıvı ihtiyacı mümkün olduğunca sağlanmalıdır. Tuz kaybı da yerine konulmalıdır. Sıvı kaybının şeker hastalarında böbrek sorunlarını ortaya çıkarabildiği unutulmamalıdır.

Şeker hastaları gün içinde birkaç defa, iftara kadar, kan şekeri ölçme cihazlarıyla şeker düzeylerini kontrol etmelidir. Şekerin düşme trendine girdiğini gördüğü takdirde de, gerekirse bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.