Sayfalar

besinler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
besinler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2013 Salı

Lezzetli Olarak Bildiğimiz Zararlı Yiyecekler


  Cipsler dünyanın en lezzetli yiyeceklerinden biri gibi gelebilir ama insan sağlığına etkilerine bakılınca sadece obezite, kalp hastalığı sebebi değil. Cipsler aynı zamanda anne karnındaki bebeklerde bile sağlık problemine neden oluyor. Çocuklarda da hiperaktivite, yetişkinlerde kanser gibi sonuçları var.

  Yapılan araştırmalar Avrupa'daki gençlerin haftada en az 2-3 defa cips  yediğini ortaya koyuyor. İngilizler bir yılda 6 milyar paket cips tüketirken, bu rakam aynı zamanda korkunç bir sonuca da işaret ediyor. Bu kadar cips, İngiltere'de kişi başına beş litre yağ içilmesine eş değer.
   Uzmanlar bu sonuçları fast-food sektörünün insanları nasıl avucunun içine aldığının bir göstergesi olarak değerlendiriyor. Ağzınıza bir cips tanesi attığınız anda, ilk olarak tuzun tadı etkisi altına alıyor. Ayrıca cipslerde bol miktarda yağ da bulunuyor. Böylece yağ da tat almanızı artırıyor. Bu yağ trigeminal denilen sinir hücreleri aracılığıyla da hissediliyor ve beyne mesaj gönderiyor. Böylece daha çok yemek istiyoruz ve arzuluyoruz.
 Kaynak:Hürriyet

8 Ağustos 2012 Çarşamba

İshal Durumunda Yapılması Gerekenler ve Beslenme


 İshali olan kişilerin posasız ve yağsız besinleri tüketmesi gerekir. Kişisel temizliğe dikkat etmek, sebze ve meyveleri tüketmeden önce mutlaka bol su ile yıkamak alınacak önlemler arasında gelir
 Yaz ishallerinde sıklıkla karşılaşılan durum hava sıcaklığı yüzünden bakterilerin hızla çoğalarak su veya besini kirletmesidir. Genelde kirlenmiş suların içilmesi veya bu sularla yıkanmış meyve ve sebzelerin yenilmesi yaz ishallerinin başlangıcını oluşturur. Özellikle durgun sularda, kanalizasyonun karıştığı sularda, iyi ilaçlanmamış içme ve kullanma sularında mikroplar uzun süre yaşayarak, çoğalır. Bu suların içilmesi veya böyle sularla bulaşıkların yıkanması risklidir. Diğer taraftan pişirildikten sonra buzdolabına konmayı unutulmuş yemekler, çiğ sebzelerle hazırlanmış iyi yıkanmamış salatalar ve meyvelerin tüketilmesi sonucu da ishal yapan mikroplar, ağız yoluyla alınarak insanların bağırsaklarına ulaşır.

İshal, dışkının sıklığında, miktarında ve hacminde artma olarak tanımlanabilir. Günde üç veya daha fazla sulu dışkılama ishal kabul edilir. İshal durumunda bağırsak hareketleri artar, normal süreden daha kısa aralıklarla dışkılama meydana gelir, dışkı şekilsiz, yumuşak ve sulu bir görünümde olur.
Su kaybının sonuçları
İshal döneminde vücuttan aşırı su ve elektrolit kaybı olacağı için kişide dehidratasyon (vücudun susuz kalması), deri tonusunda azalma, ani kilo kaybı, halsizlik, kansızlık, kalp ritm bozuklukları, böbrek yetmezliği, şuur bozuklukları, karın ağrısı, karında burkulma, iştahsızlık, iltihabi durumlarda bu bulgulara ek olarak ateş ortaya çıkar. Ayrıca cildin soluk bir renk alması ve kuruması, göz çukurlarının belirginleşmesi su kaybının sonuçları arasındadır.
Genel olarak mikrobik kaynaklı ishaller için ilaç tedavisi gerekmektedir. 24 saatten fazla süren ishallerde en yakın sağlık merkezine başvurulması gerekmektedir. Sıvı ve elektrolit kaybının az olduğu durumlarda, hastaya ishal için uygun bir diyet verilerek tedavisi yapılır.  Ancak aşırı su ve elektrolit kaybı varsa ya da ağır dizanteri halleri, kolera şüphesi olanlar varsa mutlaka hastaneye yatırılmalı ve kaybedilen su ve elektrolitlerin yerine konması amacıyla serum verilmelidir, daha sonra ishale neden olan ilaçlar saptanıp uygun ilaç ve diyet tedavisi yapılır.
İshal diyetinin temel amaçları
* Bireyin kaybettiği su ve elektrolitin yerine konması
* Bireyin enerji ve besin öğeleri gereksinimlerinin karşılanması
* Bağırsakların çalışma hızını artıran posalı besinlerin azaltılması
* İshali olan kişilerin posasız ve yağsız besinleri tüketmesi gerekmektedir. Posa içeriği yüksek çiğ sebze ve meyveler, kuru baklagiller, tam tahıl ürünlerinden bu dönemde uzak durulmalıdır. Ayrıca kuruyemişler, şeker ve şekerli yiyecekler, çikolata, yağlı yiyeceklerden (kızartmalar, mayonez, tereyağ, kaymak vb) kaçınılmalıdır. Bu dönemde kızartma yerine haşlama ve fırında pişirme yöntemleri uygulanmalıdır. Acılı ve fazla baharatlı besin tüketilmemelidir. Sucuk, salam, pastırma gibi şarküteri ürünlerinden kaçınılmalıdır.
* Yağsız makarna ve pirinç pilavı, pirinç lapası, yayla çorba, yağsız beyaz peynir, yoğurt, kabuksuz elma, muz, şeftali, havuç, haşlanmış patates-patates püresi, haşlanmış yağsız et ve tavuk, yağsız ızgara köfte tüketilebilir. Ayrıca tuzlu ayran, taze sıkılmış meyve suları (elma, şeftali, kızılcık v.b.), açık çay ve bol bol temiz- güvenilir su içilebilir.
* Hastalık boyunca evde istirahat edilmelidir.
İSHAL DURUMUNDA UYGULANABİLECEK ÖRNEK LİSTE
Gün boyunca bol su içilmesi önemlidir
KAHVALTI:
Şekersiz çay (şeker bakteri üremesini artırır)
1 -2 dilim az yağlı beyaz peynir (yağ bulantıya sebep olabilir ve dışkılamayı artırabilir)
1-2 dilim beyaz ekmek

KUŞLUK:
1-2 bardak tuzlu ayran
1 porsiyon meyve (elma, muz veya şeftali-kabuksuz olmalıdır)

ÖĞLEN:
Haşlanmış veya fırınlanmış et (yaklaşık 3 -4 köfte kadar-120g)
1 tabak pirinç pilavı veya makarna (az yağlı)
1 kase yoğurt (200g-az yağlı)
1- 2 dilim ekmek

İKİNDİ :
1-2 bardak tuzlu ayran
1 adet galeta ve   yağsız peynir

AKŞAM :
1 kase yoğurtlu   pirinç çorbası
1 tabak yağsız patates püre
1 kase yoğurt
1 -2 dilim ekmek

GECE :
1-2 porsiyon meyve

İshallerin önüne geçilebilmesi için;
1- Kişisel temizliğe dikkat edilmeli, Eller daima temiz tutulmalıdır. Dizanteri mikrobunun el üstünde 5 -10 dk tırnak içinde 45 dk yaşadığını unutmamak gerekir.
2- Güvenilir olduğu şüpheli sular tüketilmemelidir. Ya da sular kaynatılarak içilmelidir.
3- Kullanılan ve içilen suların klorlama işlemi düzenli olarak yapılmalıdır.
4- Sebze ve meyveler tüketilmeden önce mutlaka iyice bol su ile yıkanmalıdır.
5- Süt, yoğurt ve peynir alırken ambalajlı olanlar tercih edilmelidir. Açık süt, yoğurt ve peynir satın alınmamalıdır.
6- Alınan besinlerin üretim ve son kullanma tarihleri mutlaka kontrol edilmelidir.
7- Besinlerin üreticiden tüketiciye kadar ulaşmasında geçen her safha denetlenmelidir çünkü soğuk zinciri kırılırsa mikroplar hızla üremeye başlar.
8- Süt, yoğurt, yumurta, kıymalı yiyecekler, et, yağ vb. buzdolabında saklanmalıdır.
9- Sütlaç, kazandibi, muhallebi, dondurma gibi sütlü tatlılar da hazırlandıktan sonra soğutucuda bekletilmelidir aksi takdirde tehlikeli olabilecek besinler arasındadırlar.
10- Çiğ veya az pişmiş etler tüketilmemelidir. Çünkü iç sıcaklıkları zararlı mikropların ölmesini sağlayacak kadar yükselmeyen köfteler ile havasız ortamda mikropların üreme riskinin artması nedeniyle bütün olarak kızartılan tavuklar risk oluşturmaktadır.
11- Güvenilir bulunmayan ve mutfağı bilinmeyen yerlerden yemek yenilmemelidir.
12- Özellikle yaz aylarında çok yağlı yiyecekler yerine taze meyve, sebze, yoğurt, beyaz et vb. beslenmeye özen gösterilmelidir.
13- Sineklerin yaz aylarında ortaya çıkması ve çöplerden yiyeceklere mikrop taşıması nedeniyle ilaçlama yapılmalıdır.
14- Tüm bunların yanında ishalin alerjik etkenlere, hava ve iklim değişikliklerine, aşırı yorgunluk ve gerginliğe bağlı olarak da gelişebildiği unutulmamalıdır.

7 Ağustos 2012 Salı

Şeker Hastalarının Dikkat Etmesi Gereken Durumlar



Şeker hastalarının gün içinde az ve sık yemek yemeleri, kan şekeri düzeylerini belirli bir seviyede tutabilmeleri için büyük önem taşıyor. Ancak günlerin uzun olduğu yaz mevsiminde tutulan oruç nedeniyle uzun süreli açlık, kan şekeri seviyesinin tehlikeli sınırlara düşmesine neden olarak, “Hipoglisemi” ataklarına yol açabiliyor. Şeker hastalığının başlangıç aşamasında olan ve şeker düşüklüğüne neden olmayan ilaç kullanan hastalar, doktorlarından onay alarak oruç tutabilir.


Memorial Antalya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, kan şekeri düşüklüğü “Hipoglisemi” hakkında bilgi verdi ve oruç tutan şeker hastalarına önerilerde bulundu.

UZUN SÜRELİ AÇLIK HİPOGLİSEMİ’Yİ TETİKLER

Kan şekeri düşüklüğü yani “Hipoglisemi”, bulanık görme, baş ağrısı, baş dönmesi, terleme ve baygınlık hissi gibi belirtilerle kendini gösteren önemli bir sağlık sorunudur. Hipoglisemi, uygun müdahale yapılmadığı durumlarda bilinç kaybına neden olabilir. Şeker hastalarında sıklıkla karşılaşılan bir sorun olan Hipoglisemi’yi tetikleyen etkenler ise; uzun süreli açlık, insülin ve bazı şeker ilaçlarının dozunun gereğinden fazla yapılması ve aşırı egzersizdir.

HİPOGLİSEMİ YAŞAMI TEHDİT EDEBİLİR

Sağlıklı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü vücut tarafından normal seviyelere çıkarılabilirken, şeker hastalarında bu durum bilinç kaybolması gibi hayatı tehdit edebilen ciddi sonuçlara yol açabilir. Şeker hastalarının oruç tutması doktorunun onayı ve hastalığının durumuna bağlıdır. Özellikle şeker düşürücü bazı grup ilaçlar ve insülin kullanan hastaların oruç tutması sakıncalıdır.

ORUÇ TUTUYORSANIZ BU ÖNERİLERİ DİKKATE ALIN!

Oruç tutabilecek grupta yer alan şeker hastaları ile sağlıklı kişilerin Ramazan ayında herhangi bir sağlık sorunu yaşamamaları için dikkat etmesi gereken önemli noktalar şu şekilde sıralanmaktadır: Şeker hastalığının başlangıç aşamasında olan; günde yalnızca bir tek ve şeker düşüklüğüne neden olmayan ilaç kullanan hastaların oruç tutması, doktorlarından da onay alınarak mümkün olabilir. Ancak özellikle şekeri düşürücü bazı grup ilaçları ve insülin kullanan hastaların oruç tutmaları sakıncalıdır.

Şeker hastalarının kan şekeri seyrinde küçük dalgalanmalar olmalıdır. Oruç tutmanın getirdiği uzun süren açlık sonrasında iftarda çok hızlı yemek yemek kan şekerini birden ve hızlı bir şekilde yükselteceğinden, zararlıdır. Bu nedenle iftarda zamana yayarak yemek yenmeli, iftara çorba ile başlanmalı, çorbadan sonra yemeye ara verilmelidir. Sulu sebze yemekleri tercih edilmeli ve aşırı ekmek tüketilmemelidir.

Sahurda ağır, vücudu zorlayacak yiyecekler tüketilmemelidir. Kahvaltılıklar tercih edilmelidir.

Oruç nedeniyle oluşan sıvı kaybı, şeker hastalarında sıklıkla görülen yüksek tansiyon için kullanılan ilaçlar ile birlikte vücutta sıvı ve bazı önemli minerallerin eksikliğine yol açabilmektedir. İftardan sahura kadar geçen süre içinde sıvı tüketimi iyi ayarlanmalıdır. Vücudun sıvı ihtiyacı mümkün olduğunca sağlanmalıdır. Tuz kaybı da yerine konulmalıdır. Sıvı kaybının şeker hastalarında böbrek sorunlarını ortaya çıkarabildiği unutulmamalıdır.

Şeker hastaları gün içinde birkaç defa, iftara kadar, kan şekeri ölçme cihazlarıyla şeker düzeylerini kontrol etmelidir. Şekerin düşme trendine girdiğini gördüğü takdirde de, gerekirse bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.