Sayfalar

7 Ekim 2014 Salı

Kadında Cinsel Sağlık Nasıl Olmalıdır?

 Kadınlarda cinsellik olarak karşılaşılan genel sorunlar ve cinsellikte dikkat etmeleri gereken konular aşağıda listelenmiştir.
Islanma (Kayganlaşma) nedir?
•    Hazne girşi etrafında, ilişki sırasında hazne girişinin kayganlığını sağlayan salgı bezleri bulunur.
•    Cinsel uyarılma ile bu salgı bezleri çalışmaya başlarlar.
•    Erkeklerde cinsel uyarılmanın en önemli belirtisi sertleşmedir. Kadınlarda ise hazne girişinin ıslanmasıdır.
Vajinismus nedir?
•    Vajinismus, hazne çevresini saran kasların istemsiz olarak kasılması sonucu cinsel ilişkinin imkansız ya da çok ağrılı hale gelmesidir. Bu durum, sıklıkla aile ve sosyal çevre tarafından baskılayıcı cinsel yetiştirme sonucu cinselliğin kötü, yanlış bir şey olduğuna veya ilişki sırasında çok acı duyacaklarına inanan kadınların korunma dürtüsü ile hazne girişindeki kasların kasması sonucu oluşur.
•    Yapılması gereken ilk sey zorlayıcı hareketlerden kaçınmakır. Hemen telaşa kapılmamak, birkaç gün ilişkiye ara vermek, bu arada kadını rahatlatmak gerekir. Ona, yaşanacakların evli çiftler arasında doğal olduğunu, ayıp olmadığını ve bedensel olarak kendisine zarar vermeyeceğini anlatmak yararlı olabilir.
•    Eğer sonraki denemelerde de aynı sorunla karşılaşılırsa, eşlerin birlikte bir Kadın Hastalıkları ve Dogum veya Psikiyatri uzmanına başvurmaları gerekir.

Kadınlar elle doyum (Masturbasyon) yapar mı?
•    Evet. Masturbasyon, insanın kendi kendini cinsel doyuma ulaştırmasıdır.
•    Normal ve doğal bir şekilde cinsel sıkıntının atılmasında her yaştaki kadın ve erkekler için yardımcıdır.
•    Masturbasyonun kadınlara fiziksel veya duygusal bir zaran yoktur.
Kadınlarda erkeklerdeki gibi boşalma olur mu?
•    Kadınlarda da erkeklerdeki gibi orgazm olur. Ancak, sıvı boşalması olmaz.
Kadınlarda ilk ilişki mutlaka ağrılı mıdır?
•    Kızlık zarı kadınların %90'ından fazlasında nispeten ince ve esnek bir yapıdadır. Kadının kendini cinsel ilişkiye tümüyle hazır hissettiği durumlarda "ön sevişmeyle" bölgede yeterli ıslaklık sağlandığında, erkeğin de yumuşak davranması ve zorlayıcı hareketlerden kaçınması durumunda kadın kızlık zarının yırtılması esnasında ya ağrı hissetmez ya da çok az bir ağri hisseder.
Kadınlarda ilk ilişkide mutlaka kanama olur mu?
•    Çogunlukla az miktarda kanama olur, bazen hiç olmayabilir. İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, toplumumuzda ve diğer bazı toplumlarda kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu yanlıştır, zira her kadının kızlık zarı yapısı birbirinden farklıdır. Kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde özellikle de hazne giriş bölgesi yeterince ıslanmış ve kayganlaşmamışsa kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bazı kadınlarda da kızlık zarının damarlanması zayıf olduğundan zar yırtılmasına rağmen kanama gerçekleşmeyebilir.

Kızlık zarının yırtılmasına bağh kanama olursa bu ne kadar olur? Ne kadar sürer?
•    Normalde kızlık zarı bozulduğunda, kanama en geç yarım saatte durur. Kızlık zarının yırtılması esnasında oluşan yırtık bazen kızlık zarından hazne içlerine doğru genişleyebilir. Bu durum genellikle ön sevişmenin yetersiz olduğu ve kadının henüz cinsel ilişkiye hazır olmadığı zaman yapılan girişimden kaynaklanmaktadır. Çoğu durumda erkek, kadının ağrı duymasına duyarsız bir şekilde girişimi sürdürmüş ve yırtık olması gerekenden daha büyük olmuştur.
Geniş bir yırtık olduğunda ise ya hemen başlayan şiddetli bir kanama ya da ilişki bitmesine rağmen uzun bir süre devam eden kanama söz konusudur. Bu durumda bir  Kadı Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurulması gerekir. Muayene ile yırtığın yeri tespit edildikten sonra yırtık onarılarak kanama durdurulur.
Sağlığına dikkat eden bir bayan kişisel temizliği ile ilgili olarak neler yapar?
•    Mikropların kolayca üremelerini önlemek için dış üreme organlarını temiz ve kuru tutar. İç çamaşırını her gün degiştirir. Naylon yerine pamuklu iç çamaşırlarını tercih eder.
•    Haznenin kendini koruyan yapısını bozmamak için haznenin içini hicbir zaman yıkamaz.
•    Tuvalet sonrası temizlik yaparken önce üreme organını, sonra makatın temizliği yapılır. Böylece dışkıdaki mikropların hazneye ve idrar kanalına bulaşması önlenmiş olur.
Cinsel ilişki sırasında nelere dikkat edilmelidir?
•    Cinsel ilişki kadın ve erkeğin birlikte yaşadıkları en özel anlardır. Bu beraberlikten her iki tarafin da keyif alması en güzelidir. Zorlayıcı davranmamak gerekir.
•    Tam hazır olmadan (yeterli kayganlik oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır. Bu önlem, haznenin tahrişine meydan vermemek açısından çok önemlidir.
•    Özellikle ilişki sonrasında ve diğer tüm zamanlarda idrar yapma ihtiyacı ortaya çıktığında hemen yapılmalıdır. Çünki, idrar ihtiyacı ertelendiğinde mikroplar üremek için  "zaman" bulurlar. Halbuki idrar yapılması mikropların idrarla birlikte atılmasını sağlar.
Sağlığına dikkat eden bir bayan muayene için ne zaman doktora gitmelidir?
•    Düzensiz kanama, adet gecikmesi, kötü kokulu akıntı, kaşıntı gibi bir sorunu olduğunda hiç ertelemeden muayene olmalıdır.
•    Hiçbir sorunu olmasa bile yılda bir kez muayene olmalıdır. Bu alışkanlık, belirti vermeyen kanserler gibi veya geç belirti veren hastalıkların tanı ve tedavisi açısından çok önemlidir.
Adet kanaması döneminde cinsel ilişkide bulunmak dogru mudur?
•    Adet kanaması döneminde cinsel ilişki hijyenik yönden sakıncalar taşıyabilir.
            •    Kadın, kendisini bu dönemde yeterince iyi ve rahat hissetmiyorsa ilişki ertelenmelidir.

Kendi kendine meme muayenesi nedir?
•    Meme hastalıklarının erken tanısında, kadının düzenli aralıklarla kendi memesini muayene etmesi büyük önem taşır.
•    Meme muayenesi için en uygun zaman adet gören kadın için adetinin bitiminden sonraki ikinci ya da üçüncü gündür.
•    Kadın, her iki memesinin her bölgesini göğüs kafesi üzerine parmaklarıyla baskı uygulayarak kontrol eder. Sonra koltuk altları için de aynı işlemi yapar. Dikkatini çeken en küçük bir kitle varlığında vakit geçirmeden uzman bir doktora muaye olmalıdır.


Erkekte Cinsel Sağlık

 Erkeklerin cinsel sağlık hakkında bilmesi ve dikkat etmesi gerekenler aşağıda belirtilmiştir.Erkekler dönem dönem bunlarla karşılaşabilir.

Sertleşmenin sebepleri neler olabilir?
•    Cinsel arzu duyma
•    Heyecanlanma
•    Fiziksel uyan
•    Cinsel içerikli rüyalar
•    Kendiliğinden
Elle doyum (Mastürbasyon, Otuz bir çekmek) nedir?
•    Elle doyum, insanın kendi kendini cinsel doyuma ulaştırmasıdır.
•    Elle doyumun fiziksel veya duygusal bir zararı yoktur.
•    Normal ve doğal bir şekilde cinsel sıkıntının atılmasında her yaştaki kadın ve erkekler için yardımcıdır.
•    Elle doyum esnasında erkeklerde en sık rastlanan problem çok hızlı bir şekilde elle doyum yapmalarıdır. Yavaş bir şekilde kendilerini uyarırlarsa, orgazmları da daha kuvvetli olacaktır.
Normal boşalma nedir?
•    Erkekte penis hazneye girdikten 2-3 dakika sonra boşalma ve orgazmın gerçekleşmesi normaldir. Kadınlarda ise orgazma ulaşmak için gereken süre genellikle erkeklerinkinden daha uzundur.
Erken boşalma nedir?
•    Boşalmanın penis hazneye girdikten sonra cinsel tepkileri normal olan bir eşi tatmin edemeden olması veya kişinin isteğinden önce olmasına erken bosalma denir.
•    Hemen her erkek hayatının bir bölümünde bu sorunla karşılaşabilir.
•    Günah işleme veya suçluluk duygusu, hastalık kapma, gebe bırakma, başkası tarafından mahrem yerlerinin keşfedilme korkusu; aşırı isteğin verdiği gerginlik gibi sıkıntılar erken boşalmaya yol açabilir. Bazen prostat iltihapları veya sinirsel yolları etkileyen hastalıklar da rol oynar.
•    Erken boşalma eşlerin bir veya her ikisi için de cinsel sorun halini alırsa tedavisi gerekir.

Cinsel birleşmede penis boyu önemli midir?
•    Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu sertleşme olmayan durumda 5-9 cm, sertleşme halinde ise ortalama 14-16 cm dir. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. 11-18 cm penis boyu normal kabul edilir.
•    Kadında doğurganlığın, döllenmenin olabilmesi için erkeğin spermlerinin kadının haznesine ulaşabilmesi gerekmektedir, bunun için de 10 cm ve üzerindeki penis boyu yeterlidir.
•    Normalden daha uzun bir penis cinsel ilişki sırasında kadına zevk yerine acı verebilir. Bu nedenle sanılanın aksine uzun (büyük) penis, iyi bir cinsel ilişki için ideal değildir. Ancak normalden daha küçük penisler de cinsel ilişki sırasında doyumsuzluğa ve çesitli ruhsal sorunlara yol açabilir.
•    Penisin boyu cinsel birleşme için önemli olmakla birlikte mutlu bir cinsel yaşam için tek başına yeterli değildir.
•    Piyasada satılan penis büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları veya benzeri yöntemlerin hiçbir faydası yoktur. Penisi büyüttüğü iddia edilen vakum pompaları, penis sertleştiğinde içindeki kanı tutan kapakçıklara ters basınç yolu ile zarar vermekte ve sertleşme problemlerinin gelişmesine neden olabilmektedir, bu yüzden zararlıdır.
Sünnet Nedir? Yapılmalı mı? Ne zaman? Nasıl?
•    Sünnet, penisin başını örten deri kısmın kesilerek çıkarılması işlemidir.
•    Başta bizim toplumumuz olmak üzere bazı toplumlarda yapılır bazılarında ise yapılmaz.
•    Çocuğun sünnet ettirilmesine karar verildiyse bunun ya doğumdan sonraki ilk 2 yılda veya 7 yaşından sonra yapılması en uygun zamandır.
•    Sağlıklı bir sünneti bu konuda uzman sağlık personelinin yapması gerekir. Böylece erkeklik gücünün azalmasından, idrar tutamamaya kadar değişen bir çok sünnet hatasının önüne geçilmiş olur.
Varikosel nedir?
•    Varikosel testislerdeki kanı boşaltan toplardamarın genişleyip
varisleşmesidir. Toplardamarların iç yüzeyinde kan dolaşımını düzenleyen kapakçıklar işlevlerini yitirmiş olup kanı geri boşaltma işlevi bozulmuştur.
•    Kısırlık şikayeti olan erkeklerin yaklaşık %40'ında mevcuttur.
           •    Varikosel her iki testiste de görülebilir.
           •    Varikosel hiçbir belirti vermeyebilir. Testislerde ağrı, küçülme, dolgunluk hissi kısırlık, gözle görülebilen veya ele gelen genişlemiş damarlar görülebilir.
           •    Kısırlık şikayeti olan, çok yoğun ağrı şikayeti olan ve testislerinden biri diğerine göre anlamlı küçülme göstermiş varikoselli erkeklerde üroloji uzmanı da uygun  gördüğü takdirde ameliyat önerilir.
Üreme organlarının sağlığı için nelere dikkat edilebilir?
•    İç çamaşırları sık sık değiştirilmelidir. Üreme organları kuru ve temiz tutulur.
•    Testislerin şeklinde ve büyüklüğünde her hangi bir düzensizlik olup olmadığına dikkat edilir.
•    Cinsel ilişkiden önce banyo yapılarak; hem vücudun hem de dış üreme organlarının temiz olması sağlanır. Banyo yapma fırsatı yoksa en azından dış üreme organları temiz su ve sabunla yıkanır.
İlk ilişkide (ilk gecede) erkeğe düşen rol nedir?
•   Sorunsuz bir ilk ilişki için erkek, eşinin cinsel ilişkiyi isteyip istemediğini anlamalıdır. Kadının kendisinden farklı doğasını kabul etmeli, bir kadının cinsel ilişkiye hazır olmasının erkekten daha uzun sürdüğü gerçeğini göz önünde bulundurmalıdır.
•   Kadının gevşemesi ve rahatlaması için anlayışlı ve sabırlı olmalıdır.
•   İlerideki cinsel hayatı da göz önünde bulundurarak erkek, ilk ilişkide zorlayıcı davranışlardan kaçınmalıdır.
•   Bu erkek için de son derece gerginlik yaratabilecek bir durum olabilir.

11 Ekim 2013 Cuma

En sık Görülen Kalp Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri

Yaşamımız boyunca sürekli atan kalbimiz hastalıklar nedeniyle görevinde aksamalar ortaya çıkabiliyor. Doğumsal anormallikler, damar tıkanıkları ve kapak hastalıkları gibi nedenlerle kalp hastalıkları aniden meydana gelmektedirç
 Kalp çok dayanıklı kas grubundan oluşur ve sürekli pompa görevi görerek ihtiyaç olan kanı damarlara gönderir. Kalbimiz dakikada 60-70 kez, bir yılda ise 38 milyon kez kasılmaktadır. Birçok nedene bağlı olarak hastalanabiliyor. Kalbin çalışmasını etkileyen en önemli kalp damar hastalıklarının koroner hastalıklar, kalp kapağı hastalıkları, büyük damar anevrizmaları ve konjenital kalp rahatsızlıkları olduğunu söylüyor.
 Koroner Arter Hastalıkları
 Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme sıklığı açısından ilk sırada yer alıyor.
 Nedenleri
 Normalde kalbin üç damar sistemi bulunuyor. Bu damar sistemlerinin iç yüzeyleri yıllar içinde yüksek kolesterol, yüksek kan basıncı ya da sigaradan dolayı zarar görüyor ve değişik derecede darlıklar meydana geliyor. Darlık derecelerinin yüzde 70’in üzerine çıkmasıyla göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çene ağrısı şeklinde belirtiler ortaya çıkıyor. Bunlarla birlikte ön tanı için efor testi ya da ekokardiyografi gibi teşhis yöntemlerinin uygulandığı bu hastalığa, koroner anjiyografiyle kesin tanı konuluyor ve tedavi seçeneği belirleniyor.
 Tedavi yöntemleri
Koroner arter hastalığı tanısı konan hastalar için 3 tedavi yöntemi kullanılıyor:
 1. İlaç tedavisi
 Koroner damar sisteminde kalp krizi riski doğuracak kadar ciddi bir darlık bulunmayan ya da damar yapısı çok kötü olup ameliyata elverişli olmayan hastalarda tıbbi tedaviler uygulanıyor. Bu tedavi grubu içinde aspirin bulunuyor, ayrıca hastanın tansiyon ve kolesterol ilaçları düzenleniyor
2.  Koroner anjiyoplasti ve stent uygulamaları
 Kalp damarlarındaki darlıkların cerrahi olmayan bir yol ile açılması (balonla damar açılması) işlemine koroner anjiyoplasti adı veriliyor. Kasık atardamarından girilerek, kılavuz tel aracılığıyla darlığın olduğu bölgeye kaydırılan ve dışarıdan basınçla şişirilen balonun yardımıyla tıkalı damar açılıyor. Bazı durumlarda ise, bu balon üzerine önceden yerleştirilmiş bir metal kafes (stent) damar içinde kalıcı olarak bırakılarak, damarın yeniden daralma ihtimali azaltılıyor.
 3.  Bypass cerrahisi
 Tıkalı olan damarın sağlıklı bir damarla değiştirilmesine bypass deniyor. Bypass yapmak için kullanılacak olan damar (greft); göğüs, kol ya da bacaktan alınarak tıkalı koroner artere bağlanıyor.
 Kalp Kapağı Hastalıkları
Nedenleri
 Bu hastalıklar doğumsal nedenlere bağlı olabileceği gibi, çocuklukta geçirilen romatizmal hastalıklara, yaşlılığa bağlı kireçlenmeye, çeşitli enfeksiyonlara, kapağın dejenerasyonuna bağlı olarak da görülebiliyor. Geçmiş yıllarda romatizmal kalp hastalıklarına bağlı kalp kapakçığı hastalığı ilk sırada görülürken, ateşli romatizma için etkili antibiyotik kullanımının artması sayesinde bu nedene bağlı kalp kapağı hastalığı artık daha az görülüyor.
 Tedavi yöntemleri
 Koroner arter hastalığı olan hastalarda bu rahatsızlığa ek olarak, mitral kapağı besleyen damarların yeterince kan alamaması sonucu bu kapaklarda da yetersizlik oluşabiliyor. Genellikle koroner bypass ameliyatıyla beraber kapaklara da müdahale etmek gerekiyor. İkinci olarak görülen dejeneratif kapak hastalıkları ise, yaşlanmayla birlikte fonksiyonların bozulmasıyla meydana geliyor. Başlayan bu dejenerasyona bağlı olarak da yetersizlik veya kapak darlıkları oluşuyor. Dejeneratif kapak rahatsızlığında bu kapağın tamiri, birinci tedavi seçeneği oluyor. Ancak kapak rahatsızlıkları genelde yaşlı kişilerde meydana geldiği için bu hastalara ‘bioprotez’ adı verilen yapay kalp kapakları takılıyor. Aynı zamanda mekanik kapaklar da tercih edilebiliyor. Aort darlıklarında ileri yaşta olduğu için açık ameliyat yapılamayan hastalarda TAVİ denilen kasık arterinden girilerek kapak takılabiliyor.
 Aort Anevrizması
Nedenleri
 Aort atardamarının duvar yapısında meydana gelen bozulma sonucu, bu atardamar çapının normalin iki katına yükselmesine aort anevrizması adı veriliyor. Yani aort atardamarının balonlaşması anlamına geliyor. Balonlaşma, üç kısma ayrılan aort atardamarının hangi bölümünde olduysa o bölümün adını alıyor.
Tedavi yöntemleri
 Aort anevrizmalarında 5-6 yıl öncesine dek, sadece açık cerrahi ameliyatlarıyla yapay damarların uygulandığı klasik tedavi yöntemleri kullanılıyordu. Günümüzde bu tedaviyle birlikte endovasküler yöntemle anevrizma onarımı da sıklıkla tercih ediliyor. Endovasküler tedavide, anevrizmanın olduğu aort bölgesi, kasıktan uzatılan bir kateterle ilerletilen stentle tamir ediliyor. Bu yöntem açık cerrahiye göre; daha küçük kesilerin olması, daha az kanama gerçekleşmesi, daha çabuk iyileşme süresi gibi üstünlükler taşıyor. Ancak endovasküler yöntem her hastaya uygun olmayabiliyor. Anevrizmanın endovasküler yöntemle tedavi edilebilmesi için, hastanın damar yapısının uygun olması gerekiyor. Uygun olmayan hastalarda açık cerrahi yöntem kullanılıyor.
Ritim Bozuklukları: Aritmi
 Nedenleri
 Aritmi, kalbin atım hızıyla ilgili bozukluk anlamına geliyor. Sağlıklı kişilerde, dinlenme anında kalp, dakikada 60-100 vuruş olarak çalışırken, aritmi hastalığı taşıyanlarda düzensiz (hızlı, yavaş ya da duraklayarak) çalışıyor. Kalp hastalığı olanların yanı sıra sağlıklı kişilerde de görülen aritmi, çarpıntı yapabildiği gibi bayılmaya kadar varan bir seyir izleyebiliyor.
Tedavi yöntemleri
 Aritminin tipine göre ritim düzenleyici ilaçlar kullanılabiliyor. Bunun yanı sıra aritmiye neden olan başka bir hastalığın olup olmadığı araştırılıyor. Eğer sebep başka bir hastalıksa bu durumda öncelikle o hastalığın tedavisi yapılıyor. İlaçla tedavinin yeterli olmadığı durumlarda invaziv kardiyolojik girişimler ya da cerrahi yöntemler kullanılabiliyor.
Çocukların kalbine dikkat! Konjenital Kalp Rahatsızlıkları

 Konjenital kalp rahatsızlıkları doğumsal kalp rahatsızlıkları olarak değerlendiriliyor. Doğuştan gelen kalp anomalileri arasında kalpte delik, damar veya kapakçıklarda darlık ya da bozukluklar bulunuyor. Bu hastalıkların tedavisi, rahatsızlığın özelliğine göre planlanıyor ve cerrahi yöntemler pediatrik kalp cerrahisi ekibi tarafından yapılıyor.

9 Nisan 2013 Salı

Yağ Alırken Nelere Dikkat Edilmeli


Sıvı yağlar ve yemeklerde kullandığımız yağlar aslında hayati önem taşımaktadır. Unutmayın ki kalitesi düşük yağların kullanımı kanser gibi birçok önemli hastalıklara yol açmaktadır. Peki yağ alırken nelere dikkat edilmelidir. Piyasada birçok çeşit sıvı yağ satılmaktadır. Ucuz diye alınan yağlar aslında kalitesi düşük olup insan sağlığına doğrudan etki etmektedir. Firmalarda kontrollerin yetersizliğinden yararlanıp insan sağlığını hiçe sayarak bu yağları satmaktadır.
  Diğer önemli bir konu ise piyasada satılan mısırözü, fındık ve diğer yağlarında gerçekte fındık ve mısır kullanılmadan sadece soya yağı kullanılarak yapılan yağlardır. Fiyatı düşürmek için üreticiler fındık ve mısırözü sağlıklı gösterip aslında soya yağı kullanıyorlar. Hem maliyet düşüyor hemde satış karı elde ediliyor.
 Ayçicek yağı ise aldığınız imha edilmesi geren yanık atık yağların damıtılmış ve boyanmış halidir.

Ucuza mısırözü yağı aldığını sananlar aslında soya yağı almış oluyor. Karıştırma yapan firmalar, böylelikle yüzde 30 daha fazla kazanma imkanı buluyor.

Piyasada satılan mısırözü, ayçiçek yağlarına pamuk, soya ve kanola gibi daha ucuz sıvı yağlar karıştırılıyor. Şişenin üzerindeki etiketinde "mısırözü yağı" yazmasına rağmen soya yağı karıştırılan ürünler piyasada yer alıyor. Bazı firmalar ise karışım yapma zahmetine bile katlanmıyor.

Ucuza mısırözü yağı aldığını sananlar aslında soya yağı almış oluyor. Karıştırma yapan firmalar, böylelikle yüzde 30 daha fazla kazanma imkanı buluyor. Vatandaşın sırtından haksız kazanç elde eden bu tür işletmeler, son zamanlarda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği'nin denetimlerini sıklaştırması üzerine Anadolu'nun ücra yerlerine kaçtı. 53 büyük firmanın üyesi bulunduğu Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği'nin aldığı yağ numuneleri kimya laboratuvarlarında tahlil ettirildi. Sonuçları olumsuz çıkan numuneler Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bildirildi. Bakanlık bu yıl yaptığı 221 denetim sonucunda 13 firmaya idari para cezası verdi.

K. Y. ve D. S. A.Ş. Satış ve Pazarlama Müdürü K. Büker, Kütahya ve Manisa'nın Alaşehir ilçelerinden aldıkları numuneleri tahlil ettirdiklerini, üzerinde mısırözü yazan kutularda yüzde 100 soya yağı satıldığını tespit ettiklerini vurguladı. Karıştırmanın yanı sıra taklitten de şikâyetçi olduklarını ifade eden Büker, "Karıştırma yapan firmaların İzmir'deki ürünlerinde, benzer karışımı kullanmadıklarını gördük." dedi. Sıvı yağda karışım yapılabileceğini, kanunların buna açık olduğunu hatırlatan Büker, firmaların bunları etiketlerine yazmadıklarına dikkat çekti. Büker, bakanlığın da uygunsuz ürün satan firmaları kamuoyuna açıklamasını istedi. Kaya Büker, büyük yatırımlar yapmış işletmelerin bu işleri yapmayacağını belirtti. Soya, kanola veya pamuk yağlarından o gün fiyatı hangisinin ucuz ise onun karışıma katıldığını aktaran Büker, tüketicileri etiketleri iyi okumaları konusunda uyardı.

İSTANBUL VE İZMİR'DE DE VAR

Karıştırmaya tevessül eden firmaların ürünleriyle yalnızca köy, belde ve ilçelerde değil, her bölgede karşılaştıklarını söyleyen Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı A. Edip Uğur ise İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde dahi karıştırılmış sıvı yağ satıldığını belirtti. "Dernek üyelerimizin yurt sathına dağılmış olması, otokontrollerin her bölgede satışa sunulan bitkisel yağlarda yapılmasını sağlamakta." diyen Uğur, yaptırım güçlerinin olmadığını, yalnızca denetimlerin sıklaştırılmasını sağladıklarını ifade etti. Uğur, bakanlığın uyarılarını dikkate alarak karıştırma kontrollerini artırdığını, kendilerinin yaptığı tahlillerin sonuçlarına göre kanuni işlemler uygulandığını kaydetti.

Mutfakta ithal yağ kullanıyoruz

Bitkisel yağ ihtiyacının üçte biri yerli üretimle karşılanırken geriye kalan 1,1 milyon ton, yağlı tohum veya ham yağ olarak ithal ediliyor. Bitkisel yağ sektörü, yıllık 5 milyon ton yağlı tohum işleme, 1,5 milyon ton rafine ve 1 milyon ton margarin üretim kapasitesine sahip. Türkiye ekonomisi içindeki payı 4 milyar dolar civarında. Ülkede yaklaşık 1,7 milyon ton bitkisel yağ kullanımı var. Kişi başına düşen kullanım ise 21 kilogram. 2008 yılında 900 bin ton ayçiçeği tohumu, 34 bin ton soya fasulyesi, 1 milyon 200 bin ton çiğit ve 82 bin ton kolza tohumu üretildi. Bütün bu yağlı tohumların işlenmesinden sonra yaklaşık 570 bin ton bitkisel yağ elde edildi.

Lezzetli Olarak Bildiğimiz Zararlı Yiyecekler


  Cipsler dünyanın en lezzetli yiyeceklerinden biri gibi gelebilir ama insan sağlığına etkilerine bakılınca sadece obezite, kalp hastalığı sebebi değil. Cipsler aynı zamanda anne karnındaki bebeklerde bile sağlık problemine neden oluyor. Çocuklarda da hiperaktivite, yetişkinlerde kanser gibi sonuçları var.

  Yapılan araştırmalar Avrupa'daki gençlerin haftada en az 2-3 defa cips  yediğini ortaya koyuyor. İngilizler bir yılda 6 milyar paket cips tüketirken, bu rakam aynı zamanda korkunç bir sonuca da işaret ediyor. Bu kadar cips, İngiltere'de kişi başına beş litre yağ içilmesine eş değer.
   Uzmanlar bu sonuçları fast-food sektörünün insanları nasıl avucunun içine aldığının bir göstergesi olarak değerlendiriyor. Ağzınıza bir cips tanesi attığınız anda, ilk olarak tuzun tadı etkisi altına alıyor. Ayrıca cipslerde bol miktarda yağ da bulunuyor. Böylece yağ da tat almanızı artırıyor. Bu yağ trigeminal denilen sinir hücreleri aracılığıyla da hissediliyor ve beyne mesaj gönderiyor. Böylece daha çok yemek istiyoruz ve arzuluyoruz.
 Kaynak:Hürriyet

17 Mart 2013 Pazar

Bahar Yorgunluğu Nasıl Engellenir?


  Bahar Yorgunluğu genel belirtileri arasında ilkbaharda bio ritm düzensizlikleri, gastrit, yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarının artması, bazı hormonların fazla salgılanması bulunmaktadır.
“Neşeli ve enerjik olunmasının da nedeni hormonlardır” diyen Baykal, şöyle konuştu:
“Bazı hormonlar karanlık ortamlarda daha fazla salgılanırken, bazı hormonlar ise insan metabolizması gereği güneş ışığında daha fazla salgılanır. Bahar aylarında insan metabolizmasında oluşan değişiklikler, beraberinde yorgunluğu da getirir. Kışın soğuk günleri yavaş yavaş yerini baharın neşesine, ılıklığına bırakırken, birçok kişide halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları ve uyku isteği gibi ortak problemler ortaya çıkar. Bunlar bahar yorgunluğu olarak değerlendirilir.”
Bahar yorgunluğuna bağlı olarak kalp ve romatizma hastalarındaki yakınmaların arttığını vurgulayan Baykal, önlem alınmaması durumunda yakınmaların kronik yorgunluğa dönüşebileceğini ifade etti.

 BOL SEBZE VE MEYVE TÜKETİLMELİ
  Prof. Dr. Yavuz Baykal, vitamin ve mineral eksikliği, hareketsizlik, yüksek tansiyon, kansızlık, gürültü ve stresli iş ortamının yorgunluğu tetiklediğini dile getirerek, yorgunlukla mücadele için bol sebze ve meyve tüketilmesi gerektiğini anlattı.
Sebze ve meyvelerin bağışıklık sistemini güçlendirmesi, vitamin ve mineral ihtiyaçlarının karşılanması açısından önemli olduğunu kaydeden Baykal, sözlerini şöyle tamamladı:
“Özellikle koyu yeşil, sarı, turuncu, kırmızı ve mor renkli sebze ve meyveler tercih edilmelidir. Ispanak, karalahana, brokoli, pazı, Brüksel lahanası, turp, şalgam, pancar, kereviz, domates, havuç, limon, kuşburnu, elma, kivi, portakal ve mandalina bol tüketilmelidir. Mevsimin özelliğini taşıyan sebze ve meyveler tercih edilmelidir. Geceleri ağır ve yağlı yemek yememeye özen gösterilmelidir. Kahve, çay, soğuk meşrubatlar, kakao ve benzerleri gibi kafeinli içecekler azaltılmalıdır.
Kahve yerine rahatlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitki çayları tercih edilebilir. Her gün 10-12 bardak su tüketimine özen gösterilmeli. Beslenmenin yanı sıra, uyku düzeni, spor ve psikolojik faktörlere de dikkat edilmesi gerekiyor.”

Kanseri Engelleyecek Yeni İlaç


  Kanser tedavisinde yeni bir ilaç projesiyle,sadece kanserli hücreler tespit edilecek ve buna göre kanserin türüne göre önlemler alınarak,yapılacak tedavi daha etkili olacak.
 Projenin yürütücüsü AÜBİBAM Müdürü Doç. Dr. Genç, pankreas kanserinin, araştırmalara göre riskli kanser türleri arasında yer aldığını belirterek, teşhis edildikten sonraki 6 ay içinde hastaların yüzde 85'inin hayatını kaybettiğini söyledi.

 ÇOK SİNSİ İLERLİYOR
  Başlangıç evrelerinde hiçbir belirti göstermeyen, erken teşhisi ve cerrahi müdahalesi zor olduğu için “ölümcül” olan pankreas kanseriyle mücadele etmek amacıyla geliştirdikleri projenin, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından onaylandığını bildiren Doç. Dr. Genç, şunları kaydetti:
  “Piyasada bir çok kanser ilacı var ancak bunlarda seçicilik yok. Biz ilacı vücuda uyguladığımız zaman, kanserli bölgede lokalize olarak orada toplanacak, sonra aktif madde salınacak. Bu yüzden normal hücreler zarar görmeyecek. Sadece kanserli hücreleri hedeflendirdiğimiz için biz buna 'Akıllı İlaç' diyoruz. Normal hücreler etkilenmediği için tedavi daha hızlı sonuç verecek. Örneğin hasta kemoterapiye girdiği zaman kanserli hücrelerin dışında normal hücreler de ölüyor. Çünkü ikisi birbirine çok benziyor. Normal hücrelerde öldüğü için kemoterapiden sonra hasta bir süre kendine gelemiyor, kür arttıkça hasta daha da bitkin düşüyor. Bu yüzden hem erken teşhise yardımcı olacak hem de tedaviyi kolaylaştıracak bir 'Nanopartiküler ilaç taşıyıcı sistem' geliştiriyoruz. Böylece normalde hastaya 300-500 miligram dozda verdiğimiz ilacı hedefleme yaptığımız için daha düşük dozlarda belki 100-200 miligram ilaçla tedavi edebileceğiz.”
 KANSERİN VÜCUDA YAYILMASININ ÖNÜNE GEÇİLMESİ AMAÇLANIYOR
  Projeyle hem erken teşhis hem tedavi dolayısıyla pankreas kanserinde ölüm oranını azaltmayı hedeflediklerini dile getiren Doç. Dr. Genç, tedavinin daha hızlı sonuç vermesiyle kanserin yayılmasının da önüne geçileceğini aktardı.
  “Laktoferrinin hücre zarında uygun reseptöre bağlanarak ilgili kanser hücrelerine gidiyor, kanser neredeyse orada toplanıyor” diyen Doç. Dr. Genç, “Vücuda ilacı verdik eğer başlangıç evresindeyse laktoferrin sayesinde vücuttaki kanserli hücreler hedeflenecek, ilacın içeriğinde yer alan demir sayesinde ise MR dediğimiz görüntüleme cihazlarında kanserli bölge daha kolay tespit edilebilecek. Böylece, pankreas kanserinde erken teşhis sağlanmış olacak” ifadesini kullandı.

Çalışmalarının bilim adamlarına ışık tutarak, tüm kanser türlerinin tedavisi için geliştirilebileceğine dikkati çeken Doç. Dr. Genç, projenin iki yıl içinde tamamlanacağını anlatarak, “Nano ilaç taşıyıcı sistemin pankreatik kanser hücreleri üzerindeki etkileri ve hedeflenmeleri önce kültür hücreleri üzerindeki etkileri ve hedeflenmeleri incelenecek, daha sonra deney hayvanları üzerinde, daha sonrada gönüllü hasta grubu üzerinde inceleyeceğiz. Bu konuda hastanelerin onkoloji servisleriyle çalışılabilir. Pankreas kanserinde erken teşhis ve tedavide yol alabileceğimize inanıyorum” diye konuştu.
  Doç. Dr. Genç, “Akıllı İlaç” proje ekibinde AÜ Fen Fakültesi Kimya Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Rıdvan Say ve Prof. Dr. Arzu Ersöz ile Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Emel Ergene'nin yer aldığını sözlerine ekledi.

23 Eylül 2012 Pazar

Karaciğer Kisti Bitkisel Tedavi Yöntemi


 Karaciğerde ortaya çıkan kistler hafife alınmamalıdır.Kist teşhisi konulduğunda aylık doktor kontrolu düzenli olarak  yapılmalıdır.Ayrıca bu kistler belli büyüklere ulaştığında  kansere neden olmaktadır.Karaciğerdeki kistler için bitkisel kür ve nasıl hazırlanılacağı aşağıda belirtilmiştir.
  Karaciğer Kisti Kürü
Karaciğerde bulunan hidadik ve basit kistler için önerimiz sabah ve öğlen keçiboynuzu akşamları lavanta kürüdür.
 Orta büyüklükteki keçiboynuzundan yedi tanesini 4cm uzunluğunda kırarak kaynamakta olan yarım litreye yakın klorsuz suyun içine atınız.Kısık ateşte sekiz dakika ağzı kapalı olarak kaynatınız.Soğuduktan sonra süzerek cam şişeye doldurunuz.Hergün sabah kahvaltısından ve öğlen yemeğinden önce 1 su bardağı içilir.
Aynı gün akşam lavanta bitkisi kaynamakta olan bir buçuk su bardağı klorsuz suya bir tatlı kaşığı atınız ve kısık ateşte onbeş dakika demleyiniz.Demleme işlemi tamamlandıktan sonra sıcakken süzünüz.Onbeş gün boyunca hergün akşam yemeklerinden en az iki saat sonra bir çay bardağı dolusu içiniz.İçildikten sonra hiçbir şey tüketmeyiniz.her defasında taze olarak hazırlanması şarttır.
 Bu formülü onbeş gün uyguladıktan sonra bir ay ara verip tekrar onbeşgün uygulayabilirsiniz.Daha sonra şikayetinizin seyrine göre dönem dönem uygulayınız.
 Sağlıklı günler dilerim.
Hekim öneri ve kontrollerini ihmal etmeyiniz.

24 Ağustos 2012 Cuma

Petşişeler Damacanalara Göre Daha mı Sağlıklı

 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yasaklanacak riskli kimyasalların listesini yayımladı. Listede, Türk kozmetik sektöründe oje çıkarıcı olarak kullanılan aseton da var.

Milliyet'ten Eylem Türk'ün haberine göre İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, asetonun çözücü olarak kullanıldığını söyleyerek, "Tahriş edici madde olduğu biliniyor. Kozmetiğin yanı sıra endüstriyel kaplamada ve biberonlarda kullanımı yasaklanan bisfenol A üretiminde kullanılıyor" diye konuştu. Murat Akyüz, kozmetik sektöründe bundan sonra aseton yerine Avrupa'da kullanılan etil asetat, iso-propanol (isopropil alkol) ve hidrojen peroksitin aynı amaçla kullanılabileceğini belirtti.

NAFTALİN DE LİSTEDE
  Riskli kimyasallar listesinde asetonun yanı sıra naftalin, çinko oksit, amonyum nitrat, gaz yağı, nikel, kömür zifti, toluen ve kloroform bulunuyor. Sanayide yoğun kullanılan bu kimyasalların, AB uyum süreci çerçevesinde çok yakında yasaklanmasının gündemde olduğuna işaret edildi.
 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş, konuyla ilgili, Türkiye’nin AB kimyasallar mevzuatına uyum sağlaması halinde, sanayinin temel girdileri arasında yer alan bu kimyasal maddelerin kısıtlanması veya yasaklanmasının gündeme geleceğini ifade etti.
 Mehmet Baş ayrıca, "Sonuçta ya kimyasalın üretim prosesi ve kullanım biçimleri değiştirilerek ya da daha çevre dostu alternatif maddeler bulunarak insan ve çevrenin o kimyasala maruz kalma yoğunluğu azaltılmış olacak” dedi.