Sayfalar

sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2018 Cumartesi

Cinsellikte Yanlış Bilinenler Penis ve Vajina Büyüklüğü Etkileri

  Cinsellikte yanlış bilinenler,kulaktan dolma bilgiler, halk arasında bilinen söylentiler cinselliği yanlış yönlendirip cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyebiliyor. Yazıyı dikkatle okuyun bu gibi durumlar karşınıza çıkabilir.

  Öncelikle aşağılık kompleksi,aşağılanma düşüncesi, eksiklik hissi, kendinden ve cinsel organlarından memnun olmama gibi, fiziksel eksiklik düşünceleri cinselliği etkiliyor. 
 Cinsel tepkileri zayıflatan veya cinsel isteği azaltan, cinselliği olumsuz etkileyen birçok neden var.
 Halk arasında birçok kadın ve erkeğin düşündüğü Büyük Penis düşüncesi “Büyük penis cinselliği etkiler mi daha iyi zevk verir mi ”, “Geniş yada büyük vajina kadının cinsel birleşmeden zevk almasını etkiler mi?”, “Kadın hiç doğum yapmadıysa,  cinsel organlarda gevşemeye neden olabilir mi?” gibi sorular insanların kafasını karıştırıyor. 


 İşte merak edilen gerçekleri bu yazıda bulacaksınız. Her zaman denildiği gibi pensin boyu değil işlevi önemlidir. Erkekler tarafından en çok takıntı  penis boyu sorunları gelir. Penis boyu ülkemizde ortalama 14 santimetredir. Cinsel birleşme için  8–18 santimetre arası olan penisler normal boyutlarda kabul edilmektedir. Sanıldığı gibi cinsel doyumla penis boyunun doğrudan bir ilişki yoktur. Ancak bazı kadınlar iri yapılı bir erkeği görür görmez cinsel bakımdan hemen uyarılırlar. Oysa gerçekte sertleşmiş penisin büyüklüğü ile erkeğin bir kadını cinsel bakımdan doyurabilme yeteneği arasında pek az ilişki vardır. Ayrıca, “Penis büyük olursa, seks zevkli ve doyurucu olur!” düşüncesi doğru değildir.. Kadın psikolojik bakımdan ters yönde bir inanca koşullanmadıysa, tek başına penis büyüklüğü kadının cinsel tepkisini ya da birleşmeden doyum sağlamasını etkilemez. Çünkü vajinal uyarı vajinanın 1/3’lük giriş kısmında yoğunlaşır. Yani cinsel birleşme sırasında vajinanın en duyarlı bölümü, girişe yakın alt kısımlarıdır. Penis, büyüklüğü ne olursa olsun, vajinanın bu kısmına değecek penis bir uyarıcı görevi yapacaktır. Üstelik kadının asıl cinsel duyarlık merkezi vajina değil, klitoristir. Cinsel birleşme sırasında klitoris erkeğin penisine değil, penisin üstünde yer alan kıllı pubis bölgesine değer ve bu bölgenin basıncıyla uyarılır. Bu da penis boyuna yönelik takıntıları temelden yıkmaktadır. Buradan yola çıkarak söylenebilinir ki, mutlu ve tatmin edici bir cinsel yaşam için penis boyu tek kıstas olamaz. Çiftin birbiriyle açık ve samimi bir iletişim kurması, birbirilerinin arzu, istek ve beklentilerine değer vermeleri, doyurucu ve sağlıklı bir cinsel yaşam için oldukça önemlidir. Ancak “vajina normal büyüklükte, klitoris sertleşmiş ve vajina yeterince ıslak olduğu halde, penisin fiziksel rahatsızlık doğuracak kadar büyük olması ve cinsel birliktelik sırasında vajinaya yeterince temas edemeyecek ölçüde küçük olması” seks için sorun yaratabilir ancak bir şekilde, yeni sevişme tekniklerinin öğrenilmesiyle bu sıkıntı da çözümlenebilir.

  Kadınların vajinalarının cinsel birleşme için fazlasıyla küçük veya büyük olup olmadığı ya da kullanılmamaktan ötürü küçülüp küçülmediği merak edilen oldukça yaygın bir durumdur. Anormal derecede küçük ya da büyük vajinaları olan çok az sayıda kadın vardır ama bunlar yalnızca istisnadır. Gerçekte kadının fiziksel boyu, bedeni ya da yaşı ne olursa olsun vajina her boydaki erkek penisini almaya fiziksel olarak müsaittir. Çünkü vajina, çocuk doğururken bebeğin çıkabileceği kadar esneyebilen, uzayabilen ve genişleyebilen bir organdır. Cinsel uyarıların sürdürülmesiyle normal bir vajina her büyüklükteki penisin bütünüyle girmesine uyacak tarzda genişleyebilir. Kadın yeterince uyarılmış ve vajinası yeterince ıslanmışsa, çoğu zaman ilk cinsel birleşmede bile penisin girişi kolayca başarılır. İlk cinsel birleşmenin daima sancılı olacağı ve kızlık zarının kanayacağı düşüncesi yersizdir, yalandır, hurafedir, cinsel mittir. Çünkü cinsel ilişki ağrı ve acı yapmaz. Kadının cinsel ilişki sırasında yeterince uyarılır, ıslanır ve kendini kasmazsa ne ilk cinsel ilişkilerde ne de sonraki ilişkilerinde ağrı ya da acı olmaz. Vajinanın görevi penisi içine almak ve neslin devamını sağlamaktır. Vücudumuzdaki diğer organlar görevlerini yerine getirirken nasıl ki ağrı ya da acı yaşanmıyorsa, vajina da haz alıp-verme olan görevini yerine getirirken ağrıya ve acıya neden olmaz. Kızlık zarı vajina girişinin hemen yakınında, doğuştan delik olan, esnek bir yapıdır. Aslında kanama olmaması normalde beklenen bir durumdur. Normal şartlar altında, normal bir kızlık zarı ister ilk gece olsun ister yüzüncü gece olsun, kanamaz, delinmez, patlamaz, yırtılmaz. İlk cinsel ilişki sırasında penis vajinaya girdiğinde kızlık zarında hafif bir açılma olur. Bu noktada kadın rahat olur ve kendini kasmaz ise ve yeterince ıslanırsa bu girişi hissetmez. Kızlık zarının açılması denilen olgu giyilen ince çorabın bir yere takılması ve kaçması gibidir. Ayrıca kızlık zarından gelen kan, parmağın kesilerek kanaması gibi değil, belli belirsiz bir sıvıdır, bu da kadın rahatsa, kendini kasmazsa, ıslanması tam olmuşsa ve erkek acele etmezse hiç fark edilmez. 



 Vajina girişi ve kızlık zarı bazen yapısal (anatomik) olarak anormal olabilir, çok dar olabilir, bu durumda ilk cinsel birleşmede sorunlarla karşılaşılabilir. Hiç tampon kullanmamış ve vajina girişinin elle genişletildiği sevişme oyunlarına katılmamış kadınlar için anormallikler kötü bir sürpriz yaratabilir. Bu nedenle, çok nadir görülen bu durumları önceden tespit etmek için, evlenmeden veya ilk cinsel birlikteliklerden önce bir jinekoloğa başvurmak ve genel bir kontrol muayenesi olmak gerekir. Bu kadınlarda penisin girişi sırasında vajina girişinde duyulan acı ve daha seyrek olarak da penisin vajinaya girememesi durumları, cinsel hazzı önleyebilir. Neyse ki, her şeye rağmen, nazikçe ama kuvvetle gerildiğinde vajina ve vajina girişinde yer alan kızlık zarı pek direnemez. Ama bazen sorun çıkabilir, beklenmedik kasılmalar olabilir ve vajinaya dair korkular geliştirilebilir. Bu gibi durumlarda vajinanın küçük ya da aşırı derecede dar algılanmasının nedeni vajinismus yani seks yapma korkusu olabilir. 

 Vajinal gevşeklik sendromu

  Vajinal gevşeklik sendromu; yaş, doğum, hormonsal faktörler ve genetik yapı gibi nedenlerle vajina girişinin ve vajina kanalının iç çapının artması ve buna bağlı olarak zamanla cinsel isteğin azalması ve kaybolmasıyla seyreden bir rahatsızlıktır. Bu durumda genişleyen vajina girişi ve vajina kanal çapı, cinsel ilişki sırasında oluşan sürtünmenin daha az hissedilmesine, zamanla hissin kaybolmasına, buna bağlı olarak çiftin duyduğu cinsel hazzın azalmasına ve cinsel doyumsuzluğa neden olabilir. Çünkü vajina genişler ve penisi yeterince sıkı kavrayamamaya başlar. Vajinaların çok gevşek olmasından yakınan kadınların çoğu kırkına yakın ya da kırkını aşkın ve en az iki çocuk doğurmuş kadınlardır. Doğum sırasında en iyi bakım sağlansa da, çocuk doğurmanın kaçınılmaz zorlaması ve basıncı vajina duvarlarının ve girişinin normalde sıkı olan kas ve bağ dokularını zayıflatıp gevşetebilir. Kadınlar “Artık penis vajinamı doldurmuyor gibi hissediyorum!” derken, erkekler “Artık penisim vajinanın içinde kayboluyor sanki!” demeye başlarlar. Hatta bazı kadınlarda, vajina girişinin çok gevşek olması birleşme sırasında klitorisin uyarılmasını da önleyebilir.

Vajina genişlemesinde ne yapılmalı? 

  Vajina genişlediğinde ve eski sıkı yapısını kaybettiğinde cinsel birleşme pozisyonunun değiştirilmesi yararlı olabilir. Vajina kanalını ve vajina girişini sıkılaştırmak için penis vajinaya girdikten sonra kadınlar bacaklarını bitiştirebilirler ve böylece daha sıkı bir temas sağlanabilir. Kadınların sırt üstü yatarken, üzerlerindeki eşlerinin bacaklarını kendi bacaklarıyla sararak ve kendilerini kasarak bu manevra kolayca gerçekleştirilebilir. Vajina girişinin fazla gevşek olması cinsel birliktelik sırasında klitorisin yeterince dolaylı uyarılmasını önlüyorsa, kadının üstte olduğu pozisyon ya da yan yana pozisyon sorunu çözmede işe yarayabilir. Bu pozisyonlarda penis vajinaya iyice girdiği zaman klitoris doğrudan uyarılacaktır. Ayrıca aşk kaslarına yaptırılan egzersizler (Kegel egzersizleri), vajina gevşekliği sorununu önemli ölçüde giderecektir. Yoga egzersizleri de bu konuda kadınlara yardımcı olabilir. Bu egzersizlere ek olarak aşk kaslarını güçlendirebilecek birtakım aletler de işe yarayabilir. Bunun için özel olarak tasarlanan vajina yumurtaları ve ağırlıkları kullanabilir. Tüm bunlara rağmen sorun devam ediyorsa, vajinayı normal boyutlarına getirecek, vajinaya yönelik estetik ameliyatlara başvurulabilir. Ayrıca kadınlar kilolarına da dikkat etmeli, yağlı yiyecekler ve karbonhidratlardan uzak durmalıdır. Fazla kilo pelvik tabana ek yük bindiriyor. Bu nedenle öğünlerde taze meyve ve sebze tüketilmesi, cinsel sağlığı da olumlu anlamda etkileyecektir.

 Çok seks yapmak vajinayı genişletir mi? 

  Kadın hiç doğum yapmadıysa, aktif bir cinsel yaşam genital bölgede ve aşk kaslarında gevşemeye ve vajinanın fazla genişlemesine neden olmaz. Yani “Çok seks yapmak vajinayı gevşetir!” sözü doğru değildir. Kadın birden fazla ve iri yapılı erkeklerle sık sık cinsel birleşme yapsa bile vajinası gerginliğini ve esnekliğini büyük ölçüde koruyacaktır. Genital bölgedeki organ sarkmaları aşk kaslarındaki ve vajinadaki gevşekliği esas olarak çocuk doğurmanın olumsuz bir sonucudur. Ancak ilerleyen yaş ve menopoz, yaşanan sorunları ağırlaştırabilir, hatta daha erken ortaya çıkmasına neden olabilir.

Konu Alıntı yapılmıştır. http://www.hurriyetaile.com/yazarlar/a-cem-kece/penisin-ve-vajinanin-buyuklugunun-cinsel-doyuma-olan-etkileri_3791.html

7 Haziran 2018 Perşembe

Demans Belirtileri ve Tedavisi

  Demans, unutkanlık gibi belirtilerle ortaya çıkan hastalığın bir çeşitidir.. Demans hastalığı, genellikle alzheimer ile karıştırılır. Peki demans tam olarak nedir? Demans hastalığı nasıl anlaşılır?

  Demans kendi başına tek bir hastalık değildir, fakat hafızada, iletişimde ve düşünmede bozulma belirtilerini tanımlayan genel bir terimdir. Demansa sahip olma olasılığı yaşla birlikte artarken, yaşlanmanın normal bir parçası değildir. 65 yaş ve üzeri insanların onda biri üzerinde Alzheimer hastalığı vardır. Bu oran 85 yaş ve üstü kişilerin yaklaşık üçte birine yükselir. 

DEMANS NASIL ANLAŞILIR?

Demans semptomları arasında hafıza kaybı, yönelim bozukluğu ve duygu durum değişiklikleri bulunur. Demanslı bir kişi, çoğunlukla bellek kaybı nedeniyle;  basit kelimeleri unutmak veya yanlış olanları kullanmak, önceden bilinene bir sokakta kaybolmak, bir şeyin başlatılmasına ya da bir yere gitmeye daha az ilgi gösterme gibi semptomlardan herhangi birini gösterebilir. Bazı belirtiler kendilerini fark edebilirler, diğerleri sadece bakıcılar veya sağlık çalışanları tarafından fark edilebilir.

DEMANS AŞAMALARI

Hafif bilişsel bozukluk: Genel unutkanlık ile karakterizedir. Bu, birçok insanı yaşlandıkça etkiler, ancak sadece bazıları için bunamaya doğru ilerler.

Hafif demans: Hafif demanslı kişiler, günlük yaşamlarını zaman zaman etkileyen bilişsel bozukluklar yaşayacaklardır. Semptomlar hafıza kaybı, konfüzyon, kişilik değişiklikleri, kaybolma ve görevleri planlama ve yürütme zorluğunu içerir.

Orta derece bunama: Günlük yaşam daha zorlaşır ve birey daha fazla yardıma ihtiyaç duyabilir. Semptomlar hafif demansa benzer ancak artmaktadır. Bireyler giyinip saçlarını taramaya yardım etmek için yardıma ihtiyaç duyabilirler. Kişiliğe önemli değişiklikler de gösterebilirler; örneğin, hiçbir sebep yokken şüphe duymak. Uyku bozuklukları da vardır.

Şiddetli bunama: Bu aşamada, semptomlar önemli ölçüde kötüleşir. İletişim kurma becerisin kaybolabilir ve birey tam zamanlı bakıma ihtiyaç duyabilir. Oturmak ve kafa tutmak gibi basit görevler imkansız hale gelir. Mesane kontrolü kaybolabilir.

Kaynak olarak Milliyet ve Habertürk kullanılmıştır.

11 Ekim 2013 Cuma

En sık Görülen Kalp Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri

Yaşamımız boyunca sürekli atan kalbimiz hastalıklar nedeniyle görevinde aksamalar ortaya çıkabiliyor. Doğumsal anormallikler, damar tıkanıkları ve kapak hastalıkları gibi nedenlerle kalp hastalıkları aniden meydana gelmektedirç
 Kalp çok dayanıklı kas grubundan oluşur ve sürekli pompa görevi görerek ihtiyaç olan kanı damarlara gönderir. Kalbimiz dakikada 60-70 kez, bir yılda ise 38 milyon kez kasılmaktadır. Birçok nedene bağlı olarak hastalanabiliyor. Kalbin çalışmasını etkileyen en önemli kalp damar hastalıklarının koroner hastalıklar, kalp kapağı hastalıkları, büyük damar anevrizmaları ve konjenital kalp rahatsızlıkları olduğunu söylüyor.
 Koroner Arter Hastalıkları
 Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme sıklığı açısından ilk sırada yer alıyor.
 Nedenleri
 Normalde kalbin üç damar sistemi bulunuyor. Bu damar sistemlerinin iç yüzeyleri yıllar içinde yüksek kolesterol, yüksek kan basıncı ya da sigaradan dolayı zarar görüyor ve değişik derecede darlıklar meydana geliyor. Darlık derecelerinin yüzde 70’in üzerine çıkmasıyla göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çene ağrısı şeklinde belirtiler ortaya çıkıyor. Bunlarla birlikte ön tanı için efor testi ya da ekokardiyografi gibi teşhis yöntemlerinin uygulandığı bu hastalığa, koroner anjiyografiyle kesin tanı konuluyor ve tedavi seçeneği belirleniyor.
 Tedavi yöntemleri
Koroner arter hastalığı tanısı konan hastalar için 3 tedavi yöntemi kullanılıyor:
 1. İlaç tedavisi
 Koroner damar sisteminde kalp krizi riski doğuracak kadar ciddi bir darlık bulunmayan ya da damar yapısı çok kötü olup ameliyata elverişli olmayan hastalarda tıbbi tedaviler uygulanıyor. Bu tedavi grubu içinde aspirin bulunuyor, ayrıca hastanın tansiyon ve kolesterol ilaçları düzenleniyor
2.  Koroner anjiyoplasti ve stent uygulamaları
 Kalp damarlarındaki darlıkların cerrahi olmayan bir yol ile açılması (balonla damar açılması) işlemine koroner anjiyoplasti adı veriliyor. Kasık atardamarından girilerek, kılavuz tel aracılığıyla darlığın olduğu bölgeye kaydırılan ve dışarıdan basınçla şişirilen balonun yardımıyla tıkalı damar açılıyor. Bazı durumlarda ise, bu balon üzerine önceden yerleştirilmiş bir metal kafes (stent) damar içinde kalıcı olarak bırakılarak, damarın yeniden daralma ihtimali azaltılıyor.
 3.  Bypass cerrahisi
 Tıkalı olan damarın sağlıklı bir damarla değiştirilmesine bypass deniyor. Bypass yapmak için kullanılacak olan damar (greft); göğüs, kol ya da bacaktan alınarak tıkalı koroner artere bağlanıyor.
 Kalp Kapağı Hastalıkları
Nedenleri
 Bu hastalıklar doğumsal nedenlere bağlı olabileceği gibi, çocuklukta geçirilen romatizmal hastalıklara, yaşlılığa bağlı kireçlenmeye, çeşitli enfeksiyonlara, kapağın dejenerasyonuna bağlı olarak da görülebiliyor. Geçmiş yıllarda romatizmal kalp hastalıklarına bağlı kalp kapakçığı hastalığı ilk sırada görülürken, ateşli romatizma için etkili antibiyotik kullanımının artması sayesinde bu nedene bağlı kalp kapağı hastalığı artık daha az görülüyor.
 Tedavi yöntemleri
 Koroner arter hastalığı olan hastalarda bu rahatsızlığa ek olarak, mitral kapağı besleyen damarların yeterince kan alamaması sonucu bu kapaklarda da yetersizlik oluşabiliyor. Genellikle koroner bypass ameliyatıyla beraber kapaklara da müdahale etmek gerekiyor. İkinci olarak görülen dejeneratif kapak hastalıkları ise, yaşlanmayla birlikte fonksiyonların bozulmasıyla meydana geliyor. Başlayan bu dejenerasyona bağlı olarak da yetersizlik veya kapak darlıkları oluşuyor. Dejeneratif kapak rahatsızlığında bu kapağın tamiri, birinci tedavi seçeneği oluyor. Ancak kapak rahatsızlıkları genelde yaşlı kişilerde meydana geldiği için bu hastalara ‘bioprotez’ adı verilen yapay kalp kapakları takılıyor. Aynı zamanda mekanik kapaklar da tercih edilebiliyor. Aort darlıklarında ileri yaşta olduğu için açık ameliyat yapılamayan hastalarda TAVİ denilen kasık arterinden girilerek kapak takılabiliyor.
 Aort Anevrizması
Nedenleri
 Aort atardamarının duvar yapısında meydana gelen bozulma sonucu, bu atardamar çapının normalin iki katına yükselmesine aort anevrizması adı veriliyor. Yani aort atardamarının balonlaşması anlamına geliyor. Balonlaşma, üç kısma ayrılan aort atardamarının hangi bölümünde olduysa o bölümün adını alıyor.
Tedavi yöntemleri
 Aort anevrizmalarında 5-6 yıl öncesine dek, sadece açık cerrahi ameliyatlarıyla yapay damarların uygulandığı klasik tedavi yöntemleri kullanılıyordu. Günümüzde bu tedaviyle birlikte endovasküler yöntemle anevrizma onarımı da sıklıkla tercih ediliyor. Endovasküler tedavide, anevrizmanın olduğu aort bölgesi, kasıktan uzatılan bir kateterle ilerletilen stentle tamir ediliyor. Bu yöntem açık cerrahiye göre; daha küçük kesilerin olması, daha az kanama gerçekleşmesi, daha çabuk iyileşme süresi gibi üstünlükler taşıyor. Ancak endovasküler yöntem her hastaya uygun olmayabiliyor. Anevrizmanın endovasküler yöntemle tedavi edilebilmesi için, hastanın damar yapısının uygun olması gerekiyor. Uygun olmayan hastalarda açık cerrahi yöntem kullanılıyor.
Ritim Bozuklukları: Aritmi
 Nedenleri
 Aritmi, kalbin atım hızıyla ilgili bozukluk anlamına geliyor. Sağlıklı kişilerde, dinlenme anında kalp, dakikada 60-100 vuruş olarak çalışırken, aritmi hastalığı taşıyanlarda düzensiz (hızlı, yavaş ya da duraklayarak) çalışıyor. Kalp hastalığı olanların yanı sıra sağlıklı kişilerde de görülen aritmi, çarpıntı yapabildiği gibi bayılmaya kadar varan bir seyir izleyebiliyor.
Tedavi yöntemleri
 Aritminin tipine göre ritim düzenleyici ilaçlar kullanılabiliyor. Bunun yanı sıra aritmiye neden olan başka bir hastalığın olup olmadığı araştırılıyor. Eğer sebep başka bir hastalıksa bu durumda öncelikle o hastalığın tedavisi yapılıyor. İlaçla tedavinin yeterli olmadığı durumlarda invaziv kardiyolojik girişimler ya da cerrahi yöntemler kullanılabiliyor.
Çocukların kalbine dikkat! Konjenital Kalp Rahatsızlıkları

 Konjenital kalp rahatsızlıkları doğumsal kalp rahatsızlıkları olarak değerlendiriliyor. Doğuştan gelen kalp anomalileri arasında kalpte delik, damar veya kapakçıklarda darlık ya da bozukluklar bulunuyor. Bu hastalıkların tedavisi, rahatsızlığın özelliğine göre planlanıyor ve cerrahi yöntemler pediatrik kalp cerrahisi ekibi tarafından yapılıyor.